Jinekolojik Bİlgiler

Vulva Kanseri Nedir?

Kadın genital bölgesinin en dış kısmını oluşturan deri kısma vulva adı verilir. Oldukça nadir görülen vulva kanseri ise vulva adı verilen bu bölgeyi (klitoris, vajinal dudaklar ve vajina girişi) köken alan bir kanserdir. Çok tehlikeli bir kanser türü olan ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen vulva kanseri hakkında merak ettiklerinizi yazımın devamında bulabilirsiniz.

Vulva Kanseri Sebepleri

Vulva kanserinin oluşum nedenleri henüz tam olarak bilinmese de birçok kanser türü gibi bu kanser türünün de hücrelerdeki mutasyonlara bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Vulva kanserinde tümörler en sık dış dudaklara yerleşir. Serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) riskini de artıran human papilloma virüsü (HPV) malesef vulva kanser riskini de artırmaktadır. Cinsel yolla bulaşan HPV virüsü dışında ileri yaş, sigara kullanımı, HIV ve vulvada meydana gelen kimi cilt hastalıkları da vulva kanserine neden olabilecek risk faktörleri arasında yer alır.

Vulva Kanseri Belirtileri

  • Şiddetli ve normal olmayan kanamalar
  • Deride döküntü
  • Dış genital bölgede kaşıntı
  • İdrar yaparken ağrı
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Dış yüzeyde yumru veya şişlik
  • Kasık ağrısı
  • İyileşmeyen yaralar
  • Genital bölgede kaşıntı ve yanma
  • Siğil
  • Deride kalınlaşma

Vulva Kanseri Tanı ve Tedavisi

Vulva kanseri tanısı konulabilmesi için hastaya ilk olarak fiziki muayene yapılması gerekir. Fiziki muayene esnasında hasta öyküsü alınır. Ardından eğer vulva kanserinden şüphelenilirse vajina dış yüzeyindeki lezyonlu dokudan biyopsi örneği istenebilir. Bununla birlikte kanserin tespit edilebilmesi ve tümörlerin büyüklüğü ve yayılım durumu hakkında bilgi sahibi olmak için bilgisayarlı tomografi, PET ve MR gibi görüntüleme yöntemleri de istenebilir. Sistoskopi ve kalın bağırsağa bakılan proktoskopi gibi işlemler, tam kan tahlili ile hastada HIV veya HPV olup olmadığı da tanı yöntemler, arasında yer alır.

Vulva kanserinin tedavisi kanserli hastanın yaşı, sağlık durumu, kanserin evresi gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Hastaya kanserin yayılımına ve evresine göre belirli bir bölgenin ya da tüm bölgenin alınmasını içeren cerrahi operasyon uygulanabilir. Tek başına uygulanabileceği gibi cerrahi işlem öncesinde ya da sonrasında hastaya radyoterapi tedavisi de uygulanarak kanserin küçültülmesi ve ameliyatın daha kolay yapılması sağlanabilir. Vulva kanseri tedavisinde uygulanan bir diğer tedavi yöntemi ise yine operasyon öncesi ve sonrasında hastanın durumu gözetilerek belirli dozlarla verilen kemoterapi ilaçlarıdır.

Vazektomi Nedir?

Gebelikten korunma yöntemleri arasında kalıcı bir korunma sağladığı için tercih edilen vazektomi (meni kanalı ameliyatı), erkeğin her iki tarafında bulunan kanalların bağlanması ve spermlerin meniye karışmasının önlenmesi işlemidir. Erkeklere ait bir korunma yöntemi olan vazektomi erkekte sperm hücrelerinin testislerden, depolandıkları bölgelere geçişinin cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak bozulması işlemi olarak da tanımlanabilir.

Vazektomi Nasıl Uygulanır?

Lokal anestezi altında (uyuşturularak) gerçekleşen vazektomi ufak bir kesiden vaz deferenslerin kesilip bağlanması şeklinde uygulanır. Operasyon esnasında skrotum adı verilen testis torbalarında küçük bir kesik açılır ve bu kesikten sperm kanalları dışarıya çıkartılır. Çıkartılan kanallar birbirlerine bağlanarak kanallardan küçük bir kesik alınır ve ardından koter adı verilen bir cihazla kanallar yakılarak tahrip edilir. Bu tahrip işlemi bir daha bu kanalların içerisinden sperm geçişini mümkün kılmayacak bir işlemdir. Tüm bu işlemler sonrasında cilde kendiliğinden eriyen dikiş konur ve operasyon tamamlanır. 

Operasyon lokal anestezi altında gerçekleştirildiği için hasta operasyon esnasında herhangi bir ağrı ya da acı hissetmemektedir. Takip eden süreçte hastanede yatmayı ya da uzun istirahati gerektirmez. Kısa süreli bir dinlenme sonrası hasta günlük hayatına dönebilir.

Erkeklerin testislerinde üretilen spermlerin, spermlerin depolandıkları yere aktarılmalarına engel olan vazektomi sayesinde cinsel ilişki sırasında spermler kadın rahmine geçiş yapamaz. Testis içerisinde kalan spermler zamanla vücudun kendisi tarafından yok edilerek ortadan kaybolur. 

Vazektominin Avantajları ve Dezavantajları

Vazektomi kalıcı ve ömür boyu süren bir doğum kontrol yöntemidir. Çocuk düşünmeyen çiftler için ideal bir yöntem olan vazektomi hamilelik korkusu olmadan cinsel ilişkinin keyifli geçmesine yardımcı olur. Bununla birlikte vazektomi operasyonu sırasında bağlanan vas deferenslerin meni sıvısı üretimi ile ilgili herhangi bir ilgisi olmadığı için erkeğin meni miktar ve görünüşünde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Erkek operasyon ile birlikte herhangi bir sperm ve hormon üretimi değişikliğine uğramaz, cinsel istekte, cinsel aktivitede hiçbir değişiklik ortaya çıkmaz.

Vazektominin dezavantajı ise kalıcı bir yöntem olmasıdır. Eğer çift ileride çocuk sahibi olmak istiyorsa yine bir operasyon ile kanalların açılabilmesi mümkündür ancak bu her zaman başarılı olmayabilir. Kanallar açılsa dahi sperm sayısı hiçbir zaman başlangıçtaki sayı miktarına dönmeyeceği için gebe kalma ihtimali de çok düşük bir ihtimaldir.

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır?

Serviks kanserinin erken tanısında önemli bir yöntem olan kolposkopi serviksin gözlenmesi anlamını taşır. Kolposkop adı verilen bir alet ile yapılan bu gözlem klinik bir yöntemdir ve yöntem dokudaki metabolik ve biyokimyasal değişiklikleri yansıtan terminal vasküler ağdaki değişmeleri değerlendirir. Mikroskop ile yapılan bir muayene şekli olarak da tanımlanabilen kolposkopi; serviks, vajina ve vulva dokularının bir büyüteç gibi genelde 4 ila 12 arasında büyüterek incelenmesini sağlar.

Kolposkopi Kimlere Yapılır?

Kolposkopi işlemi anormal PAP smear olgularında (ASCUS, LGSIL, HGSIL gibi şüpheli, hafif veya orta düzey displazi saptanan olgularda) uygulanan bir işlemdir. Bununla birlikte tekrarlayan smear testlerinde sürekli devam eden enfeksiyonu olan kadınlarda, jinekolojik muayene sonucunda serviks, vajina ya da vulvanın anormal bir şekilde görülmesi durumunda kolposkopi işlemi yapılabilmektedir. Kolposkopi genel olarak :

  • Hücresel düzeyde özgün anormallikler
  • Uzun süreli atipik inflamasyon hücreleri (ASCUS) veya yüksek riskli HPV pozitif ASCUS
  • Yüksek evreli lezyonların dışlanamadığı atipik hücreler (ASC-H)
  • Atipik glandüler hücre (AGC)
  • Düşük evreli yassı hücreli kanser öncülü lezyon (LSIL)
  • Yüksek evreli yassı hücreli kanser öncülü lezyon (HSIL)
  • İnvaziv kanser şüphesi
  • Kanser hücresi mevcudiyeti gibi durumlar doğrultusunda uygulanır.

Kolposkopi Nasıl Uygulanır?

Ağrısız bir işlem olan kolposkopi işlemi için hasta jinekolojik muayene masasına uzanır ve “spekulum adı verilen bir alet ile vajina içi görünür hale getirilir. Görünür hale gelen vajinanın içi aydınlatılarak kolposkop aleti yaklaştırılır, cihazın vizöründen rahim ağzı büyütülür ve net bir şekilde inceleme gerçekleşir.

Kolposkopi muayenesinde anesteziye gerek yoktur. Eğer gerekli görünürse serviks görüntülendikten sonra pap smear tekrarlanır. Şüpheli alanlar varsa işlem esnasında atlanmadan biyopsi alınmalıdır. Alınan biyopsi sayısı lezyonun büyüklüğüne göre değişkenlik gösterebilir.

Kolposkopinin Önemi

Serviks kanseri yani rahim ağzı kanseri günümüzde kadın genital kanserleri içerisinde en sık görülenlerden biridir. Smear testi sonucu anormal çıkan kadınlarda kolposkopi ile rahim ağzı daha detaylı incelenerek değerlendirilebilir ve  gerekirse biyopsi alınarak kesin tanı rahatça konabilir. Bu sayede serviks kanseri erken tanı ve tedavi imkanı bularak önlenebilmektedir.

Klamidya Nedir?

Chlamydia trachomatis adlı bir bakterinin yol açtığı ve cinsel yolla en sık bulaşan hastalıklardan biri olan klamidya kadınlarda servisit, üretrit ve PIH (Pelvik İnflamatuvar Hastalık) gibi enfeksiyonlara neden olurken, erkeklerde üretrit, epididimit ve prostatit oluşturabilen bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçlar doğurabilen klamidya vajinal, oral ve anal seks ile bulaşabileceği gibi doğum sırasında klamidya taşıyan anneden bebeğe de bulaşabilir.

Klamidya Belirtileri

Klamidya kadınlarda ve erkeklerde farklı belirtiler verir. Kadınlarda:

  • Yoğun miktarda ve kötü kokulu olabilen vajinal akıntı,
  • Ağrılı adet kanamaları,
  • Adet zamanları arasında görülen kanamalar,
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı,
  • Vajina etrafındaki bölgede kaşıntı ya da yanma,
  • İdrar yaparken ağrı gibi belirtiler gözlenir.

Klamidya erkeklerde ise:

  • Penis ucundan az miktarda berrak veya bulanık akıntı gelmesi,
  • Penis ucunun çevresinde yanma ve kaşıntı,
  • Ağrılı idrara çıkma,
  • Testis çevresinde ağrı ve şişlik olarak belirtiler verir.

Kimler Klamidya Riski Altındadır?

Cinsel yaşamı aktif olan herkeste görülebilen klamidya daha çok korunmasız cinsel ilişkiye girenler, çoklu partnerli yaşam sürenler, 25 yaş altı cinsel açıdan aktif yaşam süren kadınlar, partnerleri cinsel yolla bulaşan hastalık taşıyanlar ve eşcinsel erkekler de görülen bir hastalıktır.

Klamidya Tanı ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Klamidyanın teşhis edilebilmesi için kadınlarda rahim ağzından, erkeklerde de penis ucundan küçük bir örnek toplanır ve bu örnek laboratuvara gönderilir. Klamidya testi adı verilen bu teşhis yöntemi en sık sitolojik inceleme ve bakteriyel kültür ile yapılır. Klamidya teşhisinde ayrıca antijen tayini, direkt floresan antikor (DFA), enzim immunoassay (EIA) ve nükleik antijen amplifikasyon testleri (NAAT) gibi teşhis yöntemleri de uygulanabilir.

Klamidya bakteriyel bir enfeksiyon olduğu için tedavisi de antibiyotik ile gerçekleşir. Belirli bir süre kullanılması önerilen antibiyotiklerle hastalığın semptomları geçse bile devam etmek son derece önemlidir. Antibiyotik tedavisi esnasında hastanın cinsel ilişkiden kaçınması gerekir. Klamidya geçtikten sonra eğer belirli bir süre sonra tekrarlıyorsa tekrar test yaptırmak gerekebilir. Klamidya hastalığı partnerler arasında bulaşıcı bir hastalık olduğu için tedavi sürecinde partnerin de enfeksiyonu açısından tedavi olması önem taşır.

Hiperprolaktinemi

Vücutta prolaktin hormonu seviyeleri normalin üstünde olduğunda ortaya çıkan bir hastalık türü olan hiperprolaktinemi, düzensiz menstrüel siklus ya da menstrüel siklusun olmaması, infertelite veya  gebelik olmadan göğüslerden  süt üretimi gibi semptomlara yol açabilir. Süt hormonu olarak bilinen ve kadın üreme organlarının gelişimi ve fonksiyonu için gerekli olan prolaktin hormonu , sağlıklı bir kadında genellikle 25 ng/ml nin altında olmalıdır. İlgili hormonun bu oranın üzerinde olması kadınların adet düzenlerinde azalma ya da adet görememelerine (amenore), gebelik isteyip gebelikten korunma yöntemlerini kullanmadığı halde gebe kalamamaya yol açabilir.

Hiperprolaktinemi Sebepleri

Hiperprolaktinemiye sebep olan prolaktin hormonunun yükseliğine yol açan sebeplerden bazıları aşağıdaki gibidir:

  • Hamilelik ve emzirme dönemleri
  • Hipotalamusun dopamin salımını azaltan tümör ve zedelenmeleri
  • Östrojen içerikli doğum kontrol hapları
  • Prolaktinoma gibi iyi huylu tümörler
  • Hipotiroidi, yükselen TRH hormonu yüksekliği
  • Psikiyatride kullanılan ilaçların bir kısmı (antidepressanlar ve antipsikotikler)
  • Diğer farmakolojik ilaçlar (özellikle metpamid türevi antiemetikler- yani bulantı giderici ilaçlar)
  • Orgazm olmak
  • Aşırı stres
  • Böbrek yetmezliği
  • Karaciğer sirozu

Hiperprolaktinemi Belirtileri

Hiperprolaktinemi rahatsızlığının varlığı vücutta çeşitli semptomlara yol açabilir. Düzensiz adet kanamaları veya yumurtlamadaki değişiklikler, baş ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, enerji azlığı, depresyon gibi belirtiler prolaktin seviyesinin yükseldiğinin göstergesi olabilecek semptomlardır. Bunlarla birlikte görüşün bozulması ya da bulanık görme, osteoporoz, cinsel istekte azalma, vajinal kuruluk, vajinal kuruluğa bağlı disparoni (ağrılı cinsel ilişki), infertilite, galaktore, kilo alımı gibi semptomlar da hiperprolaktinemi belirtileri arasında yer alır.

Hiperprolaktinemi Tanı ve Tedavisi

Yukarıda yer alan semptomlar ile birlikte gelen hastalara kanda prolaktin hormonu testi uygulanır. Bu test ile hastanın prolaktin hormon düzeyine bakılarak, düzeyin normalden ne kadar fazla olduğu incelenir. Testin adet dönemindeyken uygulanması idealdir. Bununla beraber hastanın testi sabah saatlerinde yaptırması, testten 2-3 gün önce cinsel ilişkiyi sonlandırması ve meme uyarılmasından kaçınması talep edilir. Eğer test sonucunda hastanın hormon değeri yüksekse hastaya hipofiz bezini gösteren bir hipofiz grafisi (cella spot grafisi), hipofizin BT (bilgisayarlı tomografi) veya MR (magnetik rezonans) gibi ileri görüntüleme yöntemleri uygulanır.

Hiperlaktinemi tedavisi prolaktin seviyesini yükselten sebebe göre planlanır. Tedavi genellikle prolaktin seviyesini düşürmek için kullanılan ilaçlar ile gerçekleşir ancak çok büyük lezyonlarda hastaya cerrahi tedavi uygulanabilir.

Endometriozis Nedir?

Toplumda çikolata kisti adı ile de bilinen endometriozis, rahim içinde bulunan ve endometrium adı verilen dokunun başka dokulara yerleşmesi rahatsızlığıdır. Kronik bir hastalık olan endometriozis rahim içini döşeyen endometrium tabakasının rahim dışında farklı bir bölgede büyümesi sonucu gelişir. Genellikle ağrılı seyreden endometriozis en sık olarak yumurtalıklar, fallop tüpleri ve pelvisi örten dokuda gözlenmektedir.

Endometriozis Nedenleri Nelerdir?

Her yaştan kadını etkileyebilen ancak en çok 30’lu ve 40’lı yaşlarda gözlenen endometriozis hastalığına sebep olan faktörler tam olarak bilinmese de sebebe yönelik geliştirilen bazı teoriler mevcuttur. Genetik faktörler, ters yöne menstrüasyon olması, bağışıklık sistemi ile ilgili problemler, kan dolaşımı veya lenfatik sistem yoluyla endometrium hücrelerinin vücudun çeşitli yerlerine yayılması ve çeşitli organlara yerleşmesi gibi faktörlerin bu hastalığa sebep olabileceği düşünülmektedir.

Endometriozis Belirtileri Nelerdir?

  • Ağrılı adet dönemi ( Dismenore ) : Bir kaç gün devam ağrılar pelvik ağrı ve kramp şeklinde hissedilmektedir. Genellikle adet kanaması öncesinde başlayan ağrılar bel ve karın bölgesinde de gözlenebilir.
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı : Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında pelvik bölgede ağrı hissedilebilir.
  • Dışkılama ya da idrara çıkma sırasında ağrı : Genellikle adet dönemlerinde belirgin olan bu belirtide dışkılama ya da idrar yapma sırasında ağrı şikayeti görülebilir.
  • Anormal kanama: Adet döneminde aşırı kanama ya da dönemler arasında anormal kanama gözlenebilir.
  • İnfertilite : Endometriozis karın içerisinde yapışıklıklara sebep olabilir. Bu yapışıklıklardan dolayı sperm ve yumurtanın karşılaşması zorlaşabilmektedir. Ayrıca spermleri öldüren doğal toksinler ürettiği ve embriyonun rahim içerisine tutunmasını engellediği için infertiliteye yol açtığı düşünülmektedir.

Endometriozis Tanı ve Tedavisi

Endometriozis tanısı için hastaya pelvik muayene, ultrason, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve laparoskopi gibi tanı yöntemleri uygulanır. Eğer hastaya endometriozis teşhisi konulursa uygulanacak tedavinin önceliği ağrıyı gidermek ve infertiliteyi ortadan kaldırıp gebe kalmayı sağlamaktır. Tedavi sürecinde öncelikli olarak ilaç tedavisi denenir, ilaç tedavisinin başarısız olması durumunda cerrahi tedavi tercih edilmektedir. Cerrahi tedavi kendiliğinden gebelik oluşmaz ise yumurtlamanın uyarılması ve rahim içine sperm aşılanması ile gebelik şansı artırılabilir.

Bartholin Absesi Nedir?

Vajinanın her iki yanında, küçük dudakların iç kısmında bulunan salgı bezlerine bartolin bezleri adı verilir. Cinsel ilişki sırasında kayganlık oluşumu sağlayan bartolin bezleri ince kanallar ile vajinaya açılır. Enfeksiyon varlıkları ya da bölgedeki tahrişler bu ince kanallarda tıkanmaya sebep olur ve salgıların dışarıya atılamamasına, bez içerisinde birikerek şişlik ve kistik bir yapı oluşmasına yol açar. Bu kistik yapı herhangi bir nedenle enfekte olur ise bu durumda abse meydana gelir.  Bartolin absesi adı verilen bu şişlik en çok üreme çağındaki ve aktif bir cinsel hayatı olan kadınlarda görülmekle birlikte, bakire kadınlarda da görülebilir.

Bartolin Absesi Belirtileri

Eğer bartolin kisti çok küçük yapıda ise ve henüz enfekte olmamışsa herhangi bir belirti vermeyebilir. Kistin boyutu sabit kalabileceği gibi büyüme gösterebilir. Örneğin küçük bir bartolin kitlesi yavaşça büyüyerek mandalina büyüklüğüne kadar ulaşabilir. Cinsel ilişki sırasında rahatsızlığa sebep olabilen bartolin kisti abseye dönüştüğünde ise son derece şiddetli ağrılara, vajina girişinde kızarıklık ve şişlik oluşumuna yol açar. Ağrılar otururken ya da yürürken kendini daha fazla hissettirebilir, bu yüzden kişi oturmakta ve yürümekte güçlük çekebilir ve bu esnalarda büyük acı yaşayabilir. Meydana gelen ağrılar oldukça zor dayanılan ağrılardır ve ağrı kesiciler ağrıyı dindirmekte zayıf kalabilir. Ağrılar genellikle abse boşaltılmadığı sürece devam eder ancak bazı durumlarda abse kendiliğinden patlayarak boşalır ve ağrıda azalma gözlenir.

Bartolin Absesi Tedavisi

Abse tedavisinde uygulanması gereken yöntem absenin durumuna göre değişkenlik gösterir Bazı durumlarda abseyi boşaltmak, bazen de marsupiyalizasyon denen işlemi yapmak gerekir. Abse tedavisinden sonra bir süre daha antibiyotik kullanmak gerekebilir ve bu durumda da antibiyotiklerinizi düzenli kullanmanız oldukça önemlidir. Ancak eğer kist durumu mevcut ise kist bisturiyle açılsa dahi kısa zamanda kanal genellikle tekrar tıkanır ve bölgede tekrar kist oluşumu gözlenir. Bu durumda da barholin bezini tümüyle çıkarmak gerekebilir. Bartholin absesi nadiren kanser şüphesi uyandırır özellikle ileri yaşlarda oluşan abseleri çıkarıp patolojik incelenmesi uygun olacaktır.

Vajina Kokusu Neden Olur? Nasıl Giderilir?

Kadınların sıkça yaşadığı ve varlığından bir hayli rahatsız olduğu kötü vajina kokusu bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Normalde her organın kendine has bir kokusu olduğu gibi vajinanın da kendine has, rahatsız etmeyen bir kokusu vardır. Ancak vajina hem sürekli kapalı kaldığı hem de nemli bırakıldığı için bazen balık kokusuna benzeyen, rahatsız edici bir koku oluşturabilir. Vajinada gelişen bu kötü koku, beraberinde kaşıntı, akıntı, yanma, tahriş gibi belirtiler de gösteriyorsa bir enfeksiyon ya da bir hastalık varlığı söz konusu olabileceği için mutlaka dikkate alınmalı ve gerekli tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.

Vajina Kokusunun Nedenleri Nelerdir?

Vajina kokusu; en sık genital bölgenin temizliğinin ihmal edilmesi ve genital bölgenin uzun süre nemli kalması faktörlerinden kaynaklı kötü koku oluşturur. Bununla birlikte az su tüketimi, regl dönemi, mantar enfeksiyonları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, bakteriyel enfeksiyonlar ve pelvik inflamatuar hastalık vajinada kötü kokuya sebep olabilir.

Vajinal Koku Belirtileri Nelerdir?

Her vajinanın kendine has bir kokusunun olması ile birlikte bu doğal koku her gün değişebilen bir yapıya sahiptir. Ancak kimi durumlarda vajinada meydana gelen koku anormal boyutlara ulaşabilir. Çok basit bir şekilde fark edilebilen vajinal kokunun en önemli belirtisi vajinadan gelen kötü balık kokusudur. Bununla birlikte vajinanın aşırı kuruması, vajinal kaşıntı, kızarıklık gibi belirtiler de vajinal kokunun ve vajinada bir problem olduğunun habercisi olabilir.

Vajinal Koku Nasıl Geçer?

Vajinal koku, bir enfeksiyondan kaynaklanıyorsa uygun bir şekilde tedavi edilmelidir. Ancak ilaç kullanımı dışında bazı şeylere dikkat etmek vajinal koku ve bakteriyel vajinoz riskinin azalmasında yardımcıdır. Vajinanın hassas pH dengesini bozan işlemlerden kaçınmak ( vajinal duş, vajinayı sabun, duş jeli gibi maddeler ile yıkamak vb. ), vajinanın içinde veya çevresinde kokulu veya aromalı ürünler kullanmamak ( parfüm, kokulu tamponi kokulu ped vb. ) , cinsel eş sayısını sınırlandırmak ve daha güvenli bir seks yapmak vajinal koku oluşumunu önlemek için dikkate alınması gereken önlemlerdir. Bununla birlikte bol su tüketmek, bol rahat ve hava alabilen kıyafetler giymek, iç çamaşırların pamuklu olmasına özen göstermek, regl döneminde tampon ve pedleri sık sık değiştirmek ve herhangi bir belirtide vakit kaybetmeden doktora başvurmak vajinal kokuyu önlemek için başvurulması gereken yöntemlerdir.

Progesteron Hormonu Nedir?

Progesteron hormonu kadınlarda her ay düzenli bir şekilde salgılanan ve rahmi hamilelik için hazırlayan bir hormon türüdür. Progesteron miktarı menstrüel siklusun ikinci yarısından itibaren bir iki gün içerisinde yükselir ve ardından adet kanaması ile birlikte tekrar düşer. Kadınların doğum kontrol yöntemi olarak kullandıkları haplar progesteronun sentetik formlarıdır.

Yumurtalıkların salgıladığı bir cinsiyet hormonu olan progesteron ön hipofizden salgılanan lutein yapıcı hormonun kontrolü ile birlikte, yumurtlama döneminde üretilir. Progesteron hormonu embriyonun yani döllenmiş bir yumurtanın rahim duvarına yapışmasını ya da tutunmasını sağlamak amacı ile endometriumu (rahim duvarını) kalınlaştırmaya başlar. Ancak yumurta eğer uygun süre içerisinde döllenmezse vücut progesteron hormonunu salgılamayı azaltır ve rahim duvarı parçalanarak atılır, yani menstrüasyon (adet kanaması) gerçekleşir.

Embriyonun rahim duvarına tutunması ile ise yumurtalık sekiz hafta boyunca progesteron üretir. İlk sekiz haftanın sonrası ise yani hamileliğin kalan süresi boyunca plasenta progesteron üretimini gerçekleştirir.

Progesteron testi nedir? Ne işe yarar ?

Progesteron testi; progesteron hormonunun değerini ölçmek ve incelemek amacı ile uygulanan bir tür testtir. Kan tahlili ile birlikte yapılan testin sonucuna göre rahimde yumurtlama durumunun  olup olmadığı tespit edilir. Eğer test sonucu  10 ng/mg ve üstünde ise yumurtlama var anlamına gelir. Progesteron testi kısırlık ve  luteal faz defekti sorunları gibi rahatsızlıkların teşhisinde de önemli bir rol oynar.

Progesteron İlaçları (Progestin) Hangi Durumlarda Kullanılmalıdır?

Progesteron ilaçları hamilelik sırasında oluşabilecek düşük tedavisinde, habitüel abortus, preterm eylem (erken doğum) proflaksisi, infertilite (kısırlık) tedavisi ile birlikte IVF (tüp bebek) tedavileri, adet düzensizliğinin tedavisi gibi durumlarda kullanılır. Bununla birlikte progesteron ilaçları; PCOS (Polikistik over sendromu), endometrial hiperplazi, katameniel epilepsi ve menstrüasyonu geciktirmek amacı ile kullanılabilir.

Pelvik Enfeksiyon Nedir?

Pelvik enfeksiyon ya da bir diğer adı ile pelvik iltihabi hastalık; rahim, yumurtalıklar ve tüplerde oluşan bakteriyel bir hastalık türüdür. Çoğunlukla polimikrobik yani birçok farklı türde mikrobun bir arada olduğu enfeksiyonlardır. Pelvik enfeksiyon vajinada (vajina, rahim ağzı) oluşan bakterilerin  üst kısma çıkarak rahme girmesi ve buradan tüp ve yumurtalara yayılması ile meydana gelir. Genellikle doğum, kürtaj, endometriyal biyopsi gibi işlemler sebebi ile meydana gelen pelvik enfeksiyon kadınlarda gebe kalamama riskini önemli derecede artıran bir rahatsızlıktır.

Pelvik Enfeksiyon Belirtileri Nelerdir?

Pelvik enfeksiyon oluşumunun en net ve yaygın belirtisi kasık ağrısı ve vajinal akıntıdır. Bu belirtiler dışında  hastada adet düzensizliği, aralıklı ve ilişki sonrası kanama, pelvik muayenede hassasiyet, servikal hareketlerde ağrı, idrar yaparken yanma, vajina içi sıcaklığın artması, ishal, ateş gibi belirtiler de gözlenebilir.

Pelvik enfeksiyon hastalığı cinsel yol aracılığı ile sıkça bulaşabilen bir hastalık türüdür. Kişinin çok eşli cinsel yaşamı bulunması ya da partnerinin çok eşli cinsel yaşamının olması pelvik enfeksiyon riskini artırır. Bununla birlikte spiral kullanımı da pelvik enfeksiyona sebep olabilir. Pelvik enfeksiyon risk faktörleri şu şekildedir;

  • Çok eşlilik (cinsel ilişki yaşı, saklığı, partner sayısı)
  • Rahim içi araç kullanımı
  • Önceden geçirilmiş PID riski
  • Genital yol cerrahi işlem (spiral takılması, HSG, histeroskopi, endometrial biyopsi, OPU…)
  • Cinsel yolla geçen enfeksiyon öyküsü,
  • Vajinal duş
  • Düşük sosyoekonomik düzey
  • Bakteriyel vajinosis
  • AİDS

Pelvik Enfeksiyon Tanı ve Tedavisi

Pelvik enfeksiyon tanısı; pelvik muayene, laboratuar tetkikleri ve gerekirse laparaskopi ile konulur. Laboratuvar testlerinde  iltihap hücrelerinde (lökosit) ve enfeksiyon parametrelerinde (CRP, sedimentasyon) artış gözlenebilir. Pelvik enfeksiyon tanısı konduktan sonra vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Hafif olguların tedavi sürecinde kullanılan en yaygın yöntem antibiyotik tedavisidir. Ancak ağır olgularda, ağızdan tedavi ile düzelmeyen hastalarda, gebelerde ve ek hastalığın bulunması gibi durumlarda hasta kesinlikle hastanede yatarak tedavi görmelidir. Mutlaka partner tedavisi de gerektiren pelvik enfeksiyon tedavisinde antibiyotik tedavisinin yanında hastaya  cerrahi (laparoskopik veya açık ameliyat) tedavi de uygulanabilir.