Jinekolojik Bİlgiler

Erken Yaşta Adet Görme

Ortalama 9 ile 14 yaş arası kız çocuklarının adet görme yaşı olarak kabul edilir. Boy uzaması, vücutta tüylenme, göğüslerde büyüme gibi ergenlik belirtilerinden yaklaşık bir sene sonra ilk adet kanaması görülür. Ancak kimi kız çocuklarında hormonal dengesizliklerden ya da başka bozukluklardan kaynaklı olarak 9 yaş altında adet kanaması görülebilir. Puberte prekokos adı verilen erken yaşta adet görme kullanılan ilaçlara bağlı olarak gelişebileceği gibi birtakım rahatsızlıkların sonucu olarak da görülebilir. Bu yüzden vakit kaybetmeden doktora gidilerek gerekli testlerin yapılması gerekmektedir.

Erken Yaşta Adet Neden Olur?

Erken yaşta adet görme farklı sebeplerden meydana gelebilir. Örneğin ırktan ırka adet görme yaşı değişkenlik gösterebilir. Bununla birlikte genetik özellikler de adet yaşını etkileyen faktörler arasındadır. Kız çocuğu, anne ya da ablasının, annenin kız kardeşlerinin erken dönemde adet görmesi sonucunda, kendisi de erken yaşta adet görebilir. Erken yaşta adet görmenin sebeplerinden bir diğeri de beslenme şekilleridir. Proteinli gıda tüketiminin artması, aşırı yağlı ve karbonhidratlı beslenmeden kaynaklanan kilo alımı, hazır gıdalarla beslenme gibi faktörler ergenlik ve adet görme üzerinde etki yaratabilecek faktörler arasındadır. Yine tüketilen besinler ile birlikte alınan hormon bozucu maddeler, çevresel faktörler, kullandığımız eşyalar ile hormon sistemini etkileyen maddeler kız çocuklarının erken yaşta adet görmesine yol açabilir.

Tüm bunların dışında beyinde oluşan tümörler, beyin apseleri ve enfeksiyonları, böbrek üstü bezinde ya da yumurtalıkta hormon salgılayan tümörler, yumurtalık tümörleri , akraba evlilikleri gibi durumlar da erken yaşta adet görmenin sebepleri arasında yer alır.

Erken Yaşta Adet Görme Tedavi Edilebilir mi?

Kız çocukları eğer erken yaşta adet görmeye başladıysa bu durum vücutlarında bir takım gelişim problemlerine yol açabilir. Örneğin erken adet görme kız çocuklarının kemik gelişim süresi daha kısa olduğu için yaşıtlarına göre daha kısa boylu olabilirler. Bununla birlikte beyinden hipofiz bezine ilk uyarı gittiğinden testosteron ve östrojen hormonları  normal zamanda adet gören kız çocuklarına göre daha erken salgılanır. Bu salgılanma kız çocuğunda  göğüslerin büyümesi, vücut hatlarının yuvarlaklaşması gibi belirtileri yaşıtlarından daha erken oluşturacağı için, erken adet gören kız çocukları kendilerini daha yalnız ve farklı hissedebilir. Erken yaşta adet tedavisi kız çocuğunun boy uzamasının erken durmasını engellemek ve psikolojisine destek vermek üzerinedir. Tedavi sürecinde hormonal ilaçlar ile adetler durdurulabilinir. Erken adet görme tedavisi çocuk endokrinologları tarafından düzenlenmektedir. Bu tarz şikayetlerde endokrinoloji takibinde olmak daha sağlıklı olacaktır.

Spiral Nedir? Nasıl Takılır?

Halk arasında yaygın olarak spiral adı ile bilinen rahim içi araç (Ria) bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılır. Tüplerde bir şekilde döllenmiş bir yumurtanın rahim içine yuvalanmasını önleyen spiraller polietilen (plastik) bir yapıya sahiptir. Rahim içine sığacak büyüklükte tasarlanmış T şeklinde bir alet olan spirallerde lastik gövdenin etrafına bakır tel ya da progesteron hormonu eklenmiştir. Tüm spirallerin ucunda çıkartılması sırasında kolaylık sağlaması amacı ile bir ip bulunmaktadır.

Spiral Nasıl Etki Eder?

Spiral rahim içine yerleştirildikten sonra bu bölgede yabancı bir madde olarak algılanır. Yabancı cisim reaksiyonu adı verilen bu reaksion ile vücut kendisi için yabancı olan maddeye bir tür savaş açar ve yabancı maddenin vücut için olası zararlı etkilerini ortadan kaldırmaya çalışır. Bunu yaparken hücreler yabancı cismin olduğu bölgede toplanarak inflamasyon oluşturur ve bu inflamasyon döllenmiş yumurtanın rahme yerleşmesini önler. Bu yüzden gebeliğin rahme yuvalanmasını önlemek için korunmasız ilişki sonrası acil koruma amaçlı olarak yerleştirilebilir.

Kimler Spiral Taktırabilir?

Son 12 ay içinde pelvik iltihabi hastalık, gonore ve klamidya enfeksiyonu geçirmemiş olan, cinsel yolla bulaşan hastalıklar için yüksek risk grubunda olmayan kadınlar spiral taktırabilir. Ayrıca emziren anneler doğumdan 40 gün sonra, daha önceden en az bir doğum yapmış, rahim ağzında yarası ve adet düzensizlikleri olmayan kadınlar, farklı sebepler ile doğum kontrol hapı veya diğer hormonal yöntemleri kullanamayan kadınlar, yüksek etkili ve uzun süreli bir doğum kontrol yöntemi arayan kadınlar spiral taktırabilir.

Spiral Nasıl Takılır?

Spiral takılmadan önce kişinin adetsiz bir dönemde, jinekolojik muayene yaptırması ve rahminin spiral için uygun olup olmadığını öğrenmesi gereklidir. Spiral; rahim ağzı adet kanaması sırasında hafifçe açılmış olduğu için kanamanın ilk günlerinde takılır. Ayrıca düşükten, kürtajdan ya da doğumdan hemen sonra da takılabilir. Spiral takımı, özel bir aparat ile kolay bir şekilde gerçekleşmektedir, hasta çok fazla ağrı yaşamaz. Ancak yine de hastaya spiral takılmadan yarım saat kadar önce işlem sırasında ya da sonrasında yaşanabilecek krampları azaltması için ağrı kesici alması önerilir.

Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim duvarı kalınlaşması, endometrium dediğimiz rahim iç duvarının normalden daha fazla kalınlaşması sorunu olarak tanımlanır. Rahim duvarı (endometrium dokusu) her ay adet dönemi ile birlikte vücuttan dışarıya atılan bir dokudur. Rahim duvarında bulunan hücrelerin gereğinden fazla büyümesi ile meydana gelen kalınlaşma, adet dönemi süresince yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarındaki dengesizlikten dolayı oluşur.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Nasıl Meydana Gelir?

Endometrium dokusu kadınların her ay yaşadıkları adet döneminde, yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonuna yanıt verecek şekilde işlemektedir. Östrojen hormonu rahim duvarında meydana getirdiği kalınlaşmadan sonra salgılanan progesteron hormonu, endometriumda oluşan kalınlaşmayı yavaşlatarak durdurur. Bir süre sonra hormon seviyelerinde yaşanan azalma ile birlikte adet kanaması gerçekleşir ve kanama ile birlikte rahim duvarı yani endometrium dokusu vücuttan dışarıya atılır. Sağlıklı her kadında bu süreç her ay düzenli bir şekilde gerçekleşmektedir.

Ancak bazı yumurtlama problemlerinde progesteron hormonu gerektiği gibi salgılanma sürecini gerçekleştiremez. Bu da östrojen hormonunun kontrolsüz bir şekilde salgılanmasına ve rahim duvarının bundan olumsuz etkilenmesine yol açar. Endometrium devamlı bir şekilde östrojen hormonuna maruz kaldığı için rahim duvarındaki kalınlaşma kaçınılmaz olur ve rahim duvarı normalden fazla kalınlaşır.

Tedavi edilmezse kansere neden olabilen bu durum kadınlarda sıkça görülebilen sorunlardan birisi olmakla birlikte, mutlaka dikkate alınmalı ve teşhis edilerek tedavi edilmelidir.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Belirtileri

  • Adet kanamalarının normalden daha ağır geçmesi
  • Adet kanamalarının normalden daha uzun sürmesi
  • İki adet arasının 21 günden daha kısa olması
  • İki adet arasında kahverengi lekelenmeler görülmesi
  • Menopoz sonrasında kanama

Rahim Duvarı Kalınlaşması Teşhis ve Tedavisi

Rahim duvarında kalınlaşma ultrason ile teşhis edilebilir ancak hastaya kesin bir tanı koyabilmek için rahim içinde doku örneği alınarak patolojik inceleme yapılması gereklidir. Rahim duvarı kalınlaşması teşhisi konduktan sonra uygulanacak tedavi kalınlaşmanın boyutuna, hastanın yaşına ve hastanın ileride çocuk isteyip istemediğine göre değişkenlik gösterebilir. Bazen basit bir kalınlaşmada hastaya ilaç tedavisi uygulanır ve hasta takibe alınır. Bu sürecin sonunda tedavinin başarısının anlaşılabilmesi için  ikinci bir biyopsiye ihtiyaç duyulur. Biyopsi sonucunda rahim duvarı kalınlaşmasının kansere dönüşme olasılığı varsa ve hasta ileride çocuk sahibi olmayı düşünmüyorsa rahim cerrahi ile tamamen alınabilir.

Perimenopoz Nedir?

Menopoz kadınlarda yumurtalıkların artık git gide daha az östrojen salgılamaya başladığı sürece verilen isimdir. Bu sürece geçiş dönemine verilen isim ise perimenopozdur. Perimenopoz döneminde östrojen seviyesi oldukça dalgalıdır. Bu dalgalar mensin düzensiz olmasına aynı zamanda ağır geçmesine ve kimi zaman kramplara yol açar. Doğal bir süreç olan perimenopoz döneminde yaşanan değişiklikler genellikle ilaçlar ve doğal yöntemler ile kontrol altına alınabilir.

Perimenopoz Belirtileri

Perimenopoz ile kadınların östrojen ve progesteron olmak üzere yumurtalıklardan salınan üreme hormonları seviyesi değişmeye başlar. Kimi kadınlarda perimenopoz adet düzensizliği dışında belirti göstermeyebilir ancak kimilerinde ise bu durum farklı semptomlara yol açabilir. Bu semptomlardan bazıları şu şekildedir:

Eğer östrojen yüksekse:

  • Göğüslerde hassasiyet
  • Şişkinlik
  • Kasılma
  • Adet kanamasının normalden fazla olması

Eğer östrojen düşükse:

  • Vajinal kuruluk
  • Gece terlemeleri
  • Baş ağrısı
  • Uyku bozuklukları
  • Osteoporoz veya kemik yoğunluğunun azalması
  • Kendini tükenmiş hissetme

Perinemopoz Dönemi İçin Tedavi Önerileri

Perimenopozda yumurtalık ağrısını doğal yöntemler ile azaltabilmek mümkündür. Bunu sağlamak için genellikle ılık banyo ve duş, yürüyüş, yüzme, yoga gibi hafif egzersizler, bol su tüketimi, nefes egzersizleri ve hafif karın masajı gibi yöntemler tavsiye edilir. Eğer mens ve semptomlar çok şiddetli geçiyorsa hastaya ağrı kesici ilaçlar verilebilir. Tüm bunlarla beraber aşağıda yer alan yöntemler de perimenopoz semptomlarını kontrol altına almaya ya da azaltmaya yardımcı olacaktır.

  • Dengeli ve düzenli beslenmek
  • Kilo kontrolü sağlamak
  • Sindirimi kolaylaştıracak gıdalar tüketmek. ( Tahıllar, lifli gıdalar, kabuklu kuruyemişler, sebze ve meyve gibi besinler sindirim sistemini güçlendirir ve sindirimi kolaylaştırır. )
  • Başta doymuş ve trans yağ tüketimi olmak üzere yağ tüketimini azaltmak, yağ bakımından düşük besinler ile beslenmek, kullanılan yağları zeytinyağı, hindistan cevizi yağı gibi sağlıklı yağlar arasından seçmek
  • Rafine buğday ve şeker alımını sınırlamaya çalışmak
  • Kırmızı et yerine balık ve derisiz tavuk gibi protein kaynaklarını tüketmek
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Meditasyon, yoga, akupunktur, hipnoterapi gibi alternatif tedavileri denemek
  • D vitamini Omega-3 E vitamini Kalsiyum Çemen otu Dehidroepiandrosteron (DHEA) Fitoöstrojen Dong Quai Çuha çiçeği yağı Ginseng gibi vitamin takviyeleri almak ( Bu tip takviyeler ağrı, iltihap ve krampların tedavisinde faydalı olabilir. )

Menopoz Tedavisi

Genellikle 40’lı yaşlardan sonra ani ateş basmaları, aşırı terleme, regl düzeninde meydana gelen değişimler, çarpıntı ya da üşüme gibi belirtiler ile kendini göstermeye başlayan menopoz birçok kadın için sıkıntılı süreçler arasında yer alır. Menopoz kadınlarda mens kanamasının bitmesi olarak tanımlanır. Bir kadının menopoza girdiğini söyleyebilmek için kesintisiz olarak 12 ay kesintisiz mens olmaması gerekmektedir. Çok yönlü bir değişim süreci olan menopozda kadınlar hem psikolojik hem de fiziksel birçok farklı problem ile karşılaşabilir, yaşam kalitesinde azalma meydana gelebilir.

Kadınların menopoz döneminde yaşadıkları bu olumsuzluklara, bu dönemde östrojen hormonu düzeylerinin aşırı miktarda azalması sebep olur. Östrojen azalması; gece terlemeleri, ateş basmaları, uyku bozuklukları, halsizlik, stres gibi menopoz belirtilerine yol açabilir. Ayrıca bu belirtiler ile birlikte damar sertliği (ateroskleroz), kalp hastalıkları ve kemik erimesinin (osteoporoz) ortaya çıkma riskinde artış gözlenir, cinsel organlarda ve idrar yollarında fonksiyon azalması durumuna bağlı olarak vajinada kuruluk ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları gözlenebilir.

Menopoz Belirtileri Önlenebilir mi?

Menopoz döneminde östrojen hormonu eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan problemler günümüzde hormon replasman tedavisi (HRT) ile etkili bir şekilde giderilmektedir. Tedavi sürecinde genellikle östrojen ve progesteron hormonları bir arada verilmektedir. HRT ile birlikte kapsamlı bir jinekolojik muayene, pap-smear, çeşitli kan ve idrar incelemeleri, mamografi ve meme ultrasonografisi de kesinlikle yapılmalı, eğer mümkünse kemik yoğunluğu ölçümü de bu testlere eklenmelidir. Hormon tedavisi menopozda oluşan şikayetleri azaltan etkili bir yöntemdir. Bu yöntem kemik yoğunluğunu iyileştirir, kemik erimesine bağlı kırık riskini azaltır, kan kolesterol seviyesini düşürür, diyabet riskini azaltır.

Menopoz Dönemini Daha Rahat Geçirmek için Öneriler

  • Menopoz her kadının yaşadığı doğal bir süreçtir. Bu süreci kabullenmek, vücut ile barışık olmak atmanız gereken ilk adımdır.
  • Dönem içerisinde jinekolojik kontrollerinizi aksatmamalı, yaşanan şikayet ve problemlerinizi mutlaka doktorunuz ile paylaşmalısınız.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenmeli, metabolizmayı hareketlendirecek gıdalar tüketmeli, kemik erimesi (osteoporoz) riskini azaltmak için daha fazla peynir, yoğurt ve süt tüketmeli, beslenme programınıza bol bol sebze ve meyve eklemelisiniz.
  • Egzersiz kemik sağlığınızı korumak, ideal kilonuzda kalmak ve zinde olmak için harika bir yöntemdir. Her gün 30 dakika yürüyüş, hafif egzersizler, yoga, meditasyon gibi yöntemleri uygulayarak menopoz dönemini daha rahat geçirebilirsiniz.

Laparoskopi Nedir?

Laparoskopi karın bölgesinde gelişen çeşitli hastalıkların teşhis ve tedavisinde uygulanan, karın içi organlarının görüntülenmesi prensibine dayanan bir ameliyat türüdür. Ameliyat genellikle genel anestezi altında yapılır. Hastanın göbek deliğinden ince bir teleskop karın içerisinde sokulur ve bu yöntem ile karın içi organları görüntülenebilir. Karın ağrısı, kısırlık gibi farklı sorunlara ne gibi faktörlerin sebep olduğunu bulma amacı ile yapılan bu cerrahi yöntem ile her türlü jinekolojik cerrahi girişimi yapma olanağı vardır.

Laparoskopi Nedir ve Nasıl Yapılır?

Laparoskopi karın boşluğunda bulunan organ ve dokuları incelemek için uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Minimal invaziv cerrahi olarak da bilinen yöntem genel anestezi altında ve özel eğitim almış operatör doktorlar tarafından yapılır. Laparoskopi ameliyatlarında port adı verilen birden fazla ve küçük çapta (0.5 – 1 cm) kesiler kullanılır. Her kesiye içinden özel aletler ve laparoskop adı verilen özel bir kamera geçen trokar adında tüp şeklinde bir alet yerleştirilir. İşleme başlangıcında çalışma ve görüntüleme alanı sağlamak için hastanın karnına karbondioksit gazı verilerek şişirilir. Ardından karın boşluğundan gelen görüntüler  ameliyat odasında bulunan yüksek çözünürlüklü video monitörlerine iletilir. Cerrah operasyon esnasında monitördeki görüntüleri izleyerek daha az kesi ile geleneksel açık ameliyat ile aynı işlemleri bu yöntemde gerçekleştirebilir.

Laparoskopi operasyonlarında klasik ameliyatlara göre daha küçük kesiler olduğu için hasta çok daha çabuk iyileşir. Ayrıca hastada kanama ve ağrı da çok daha az miktardadır, yara izleri daha küçüktür. Hasta ameliyat sonrası taburcu edilebilir.

Laparoskopi Ne Zaman Uygulanır?

Laparoskopi  başta kadın doğum branşınca uygulanan bir yöntem olmakla birlikte birçok farklı hastalığın tanı ve tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Kadın doğum branşında, kadının kısırlık sebebini araştırmak, kısırlık sebebini tedavi etmek, rahimde olan problemleri aşmak ve bunları tedavi etmek,  rahmin alınması, rahim kanseri tedavileri gibi alanlarda uygulanır. Ayrıca endometriozis, yumurtalık problemlerine bağlı kısırlıklar, rahim içi yapışıklık, miyomlar, dış gebelik, aşırı ağrı ve kanamanın olduğu adet dönemlerinin sebebinin araştırılması gibi konularda laparoskopi uygulanabilir. Tüm bunlar dışında karın içindeki kist ya da tümörlerin tedavisi, safra kesesinin alınması, tedavi amacıyla bağırsakların kesilip çıkarılması, geçmeyen karın ya da kasık ağrısı nedenlerinin araştırılması, inmemiş testislerin tanı ve tedavisi, fıtık onarımı, mide ülseri onarımı gibi farklı durumlarda da laparoskopi uygulanabilir.

Genital Siğil Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Genital siğil Human Papilloma Virüs (HPV) adı verilen bir virüsün genital bölgede sebep olduğu siğile verilen isimdir. Cinsel ilişki ile bulaşan (HPV) enfeksiyonları erkeklerde peniste, kadınlarda vajina vulvada siğillerin çıkmasına sebep olur. Dünyada cinsel ilişki ile en sık bulaşan ve hem kadınları hem de erkekleri etkileyen genital siğil hakkında merak ettiklerinizi yazımın devamında bulabilirsiniz.

Genital Siğil Nasıl Bulaşır?

Cinsel yol ve siğilli bölgeye cilt teması ile bulaşan genital siğil, human papilloma virusunun (HPV) sebep olduğu cinsel geçişli viral bir enfeksiyon türüdür. Hastalık daha çok oral, anal ve vajinal cinsel temas ile bulaşır. Tüm toplumda görülme olasılığı % 1-2 olan genital siğilin partnerler arasında bulaşma oranı ise ortalama %60’dır. Daha önceden enfekte olmuş partner ile korunmasız cinsel ilişki sonrasında ortaya çıkan genital siğilde virüs, cinsel ilişki sırasında sürtünmeye bağlı hasar görmüş deriden vücuda girerek oluşur.
Erken yaşta cinsel ilişki, cinsel partner sayısının fazlalığı, korunmasız cinsel ilişki, cinsel ilişki ile bulaşan enfeksiyon geçmişi ve bağışıklık sistemi rahatsızlıkları genital siğil bulaşmasındaki risk faktörleri arasında yer alır. Genital siğil kadınlarda; dış genital bölge, vajina, serviks (rahim ağzı) ve perianal bölge (makat çevresi) gibi bölgelerde görülürken erkeklerde; dış genital bölge ve perianal bölgede görülebilir.

Genital Siğil Belirtileri Nelerdir?

Genital siğil kimi zaman hiç belirti vermeden ilerlese de genellikle deriden kabarık ya da yassı, deri renginde-pembe-kahve tonlarında et beni benzeri kabartılar, kanama ve kaşıntı şeklinde belirtiler verir. Kadınlarda iç genital bölgedeki siğile bağlı olarak cinsel ilişki sırasında ya da gebelikte kanama görülebilir. Erkeklerde ise nadir de olsa anüs veya idrar yolunda oluştuğu zaman tuvalete çıkma zorluğu yaşatabilir.

Genital Siğil Tedavisi

Genital siğil tedavisinde uygulanacak tedavi yöntemi siğillerin yeri, siğil sayısı ve siğillerin görünümününe bağlıdır. Tedavi sürecinde hastaya medikal krem tedavisi uygulanır. Bununla birlikte siğillerin yakılması, elektrokoter, lazer tedavisi ya da siğillerin cerrahi olarak çıkarılması da tedavi yöntemi olarak tercih edilebilir. Ayrıca HPV aşısı olma, sünnet olma ve prezervatif kullanımı, cinsel partner sayısını azaltma bulaşmayı azaltan faktörler arasındadır.

Galaktore Nedir?

Galaktore emzirmeyen kadınlarda ya da erkeklerde meydana gelen, memede süt üretilmesi ve bu sütün meme ucundan dışarıya akması durumudur. Genellikle süt hormonu adı verilen ve hipofiz bezinden üretilen prolaktin hormonunun aşırı üretimi ile meydana gelen galaktorede, hormonun aşırı üretimine bir çok farklı faktör sebep olabilir.

Galaktore Neden Olur?

Çoğunlukla kullanılan ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkan galaktore psikolojik ya da fizyolojik birçok farklı sebepten dolayı oluşabilir. Galaktorenin en sık görülen sebepleri şöyledir:

  • Vücuttaki salgıların bozulmasına bağlı olarak göğüsten süt gelmesine yol açan beyin tümörleri
  • Tiroid hastalarının kullandığı hormon ilaçları
  • Böbreküstü bezlerinin çalışmasını engelleyen ya da aşırı çalışmasına sebep olan böbrek hastalıkları
  • Hipofiz bezinde sarkoidoz
  • Polikistik over sendromu
  • Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, doğum kontrol hapları ya da bazı tansiyon ilaçları
  • Stres, protein odaklı beslenme, meme başının çok sık uyarılması, ani ya da uzun süreli hormonal değişiklikler gibi çevresel faktörler.

Galaktore Belirtileri

Galaktore rahatsızlığının belirtileri kadın ve erkeklerde farklı şekillerde ortaya çıkabilir. En yaygın galaktore belirtileri menstrüel döngüde değişiklik, göğüslerde hassasiyet, göğüslerin şişmesi, erkeklerde cinsel işlev bozukluğu ve görme bozukluğudur.

Yukarıda yer alan belirtiler ile birlikte galaktorenin bir haftadan uzun sürmesi gibi bir durumda kişi vakit kaybetmeden doktora başvurarak gerekli tetkikleri yaptırmalı ve tedavi sürecini başlatmalıdır.

Galaktore Tedavisi

Galaktore tedavisinde kan prolaktin değeri önemli olduğu için hastanın kan tahlili alınır. Ayrıca hastanın kullandığı ilaçların kontrol edilmesi ve süt bezlerinin kontrol edilmesi de gereklidir. Eğer kan prolaktin düzeyi yüksek ise muhtemel prolaktinomayı görüntülemek için bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) kullanılır.

Tüm belirtiler değerlendirildikten sonra tümör araştırması, hipofiz ve böbreküstü bezleri ile hastada gebelik olup olmadığı araştırılır. Testler sonucu hastada galaktorenin nedeni teşhis edilirse tedavi sürecine geçilir. Tedavi sürecinde hastaya prolaktin yapımını baskılayan bir madde olan dopamini arttıracak ilaçlar önerilir. Kullanılan bu ilaçlar tümörü yok etmezler ancak kullanıldıkları süre boyunca hastalık üzerinde olumlu etki yaratırlar. Ancak eğer  hipofiz tümörü büyükse ve ilaç ile kontrol altına alınamıyorsa hastaya cerrahi tedavi önerilebilir.

Vajinismus Nedir? Neden Olur?

Kadınlar arasında sıkça görülen rahatsızlıklardan biri olan vajinismus, vajina girişi çevresindeki kasların istemsiz kasılması sonucu meydana gelir. Kaslarda oluşan spazm cinsel ilişkinin ağrılı olmasına yol açtığı gibi bazı durumlarda ilişkinin imkansız hale gelmesine sebep olabilir. Farklı formlarda görülebilen vajinismus daha çok cinsel ilişki sırasında gözlenir ancak bazen doktor muayenesi ve tampon koyma sırasında da oluşabilir.

Vajinismus Neden Olur? Belirtileri Nelerdir?

Halk arasında cinsel ilişkiye girememe ve cinsel ilişkiden korkma durumu olarak bilinen vajinismus birçok kadın için istem dışı gelişen bir durumdur. Kadın cinsel istek duymasına rağmen ilişki gerçekleşemez ya da gerçekleştiğinde ağrı ve acı hissi meydana gelir. Bu durumun temelinde genellikle yanlış ve sağlıksız cinsel mesajlar yatar. Cinsel ilişki sırasında ağrı korkusu, hamilelik korkusu, cinsel kötü kullanım, aşırı heyecan, yetersiz seks eğitimi, aşırı tutucu eğitim, aile korkusu, güvensizlik gibi faktörler vajinismusa yol açabilir. Vajinismus belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterse de genel belirtiler aşağıdaki gibidir :

  • Cinsel ilişkinin ağrılı ve çok zor geçmesi
  • Cinsel ilişki sırasında farklı pozisyonlara geçiş yapılamaması ya da zor yapılması
  • Cinsel ilişki sırasında vajina içine penisin ancak bir kısmının girebilmesi
  • Cinsel ilişkiden korkma, ilişkiye başlayamama
  • İlişki sırasında bacakları açamama
  • Vajina içerisine tampon yerleştirememe
  • Jinekolojik muayenelerden korkma ve çekinme
  • Vajinal ultrasona girememe, smear testi yaptıramama

Vajinismus Tedavisi Nasıldır?

Vajinismusun tedavi edilebilmesi için cinsel ilişki esnasında ağrıya sebep olan tıbbi ve fiziksel durumların ortadan kaldırılması gereklidir. Kimi zaman vulvodiniya/vestibulodiniya, pelvis iltihabı hastalıkları (PID), over kisti,  idrar yolları enfeksiyonları,vajina enfeksiyonları, vajina kuruluğu da cinsel ilişkide ağrıya sebep olabilir. Bu rahatsızlıkların ortadan kaldırılması ağrının da ortadan kalkmasına, kadının ilişki esnasında rahatlamasına yardımcı olur. Bununla birlikte hastaya korkusunu yenebilmesi için psikoterapi uygulanabilir ancak psikoterapi tek başına yeterli bir yöntem değildir. Psikoterapi ile birlikte hastaya, hastalık pelvik tabanı kaslarının istem dışı kasılması sonucu meydana geldiği için egzersiz önerilebilir. Vajinismus tedavisinde psikoterapi ve cinsel eğitim önerilen tedavi yöntemleri arasında yer alır.

Vajinal Kuruluk ve Kayganlaştırıcılar

Vajinal kuruluk kadınlar arasında yaygın bir şekilde görülebilen, cinsel yaşamı olumsuz etkileyen jinekolojik bir problemdir. Vajinal akıntının önemli miktarda azalması ile meydana gelen vajinal kuruluk, vajinanın cinsel ilişki sırasında yeterince ıslanması, kayganlığın normalden az olması olarak kendini gösterir. Kadınlarda fiziksel ve psikolojik sıkıntılara neden olabilecek vajinal kuruluk ile ilgili merak ettiklerinizi yazımın devamında bulabilirsiniz.

Vajinal Kuruluk Neden Olur?

Vajinanın giriş kısmında ve rahim ağzında şeffaf ve kaygan kıvamlı bir sıvı salgılanır. Bu salgı vajinanın kayganlığını sağlayarak sağlıklı ve rahat bir cinsel ilişki yaşanmasını kolaylaştırır. Atrofik vajinit olarak da bilinen vajinal kuruluk vajinanın nemlenmesini önleyerek çiftlerin cinsel yaşamlarını olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Vajinal kuruluğa sebep olan faktörlerden bazıları aşağıdaki gibidir :

  • Hormonal değişiklikler ( Menopoz, emzirme dönemi vs. )
  • Sabun, şampuan, vajina içerisine konan fitil ve tampon gibi ürünler, pedler, deterjanlar ve yumuşatıcılar gibi tahriş edici maddeler
  • Bazı ilaçlar
  • Stres
  • Psikolojik baskı
  • Doğum kontrol hapı kullanımı
  • Vajinit
  • Cinsel heyecan eksikliği, cinsel uyarılma problemi
  • Sağlıksız beslenme, vitamin eksiklikleri
  • Vajinal floranın bozulması
  • Vajina içini yıkama (Vajinal duş)
  • Depresyon

Vajinal Kuruluk ve Kayganlaştırıcılar

Vajinal kuruluk kadınlarda fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir. Dikkate alınmadığında kısa süreli cinsel ilişki bile kadına acı verebilirken bununla birlikte kuruluk, vajinal enfeksiyonlara ve jinekolojik hastalıklara yol açabilir. Kadınların cinsellikten soğumasına sebep olabilen vajinal kuruluk için birtakım önlemler alabilmek mümkündür. Tedavi sürecinde vajinal kuruluğun altındaki faktörlerin bulunması ve bu faktörleri ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi yöntemi uygulanması gerekebilir. Tüm bunlarla birlikte günümüzde vajinal kuruluk şikayetinin önüne geçebilmek için kullanılan en yaygın yöntem jel, krem ve fitil formlarında bulunan vajinal kayganlaştırıcılardır. Vajinal lubrikantlar adı da verilen ve vajinanın sulanmasının artırılması için kullanılan bu ürünler cinsel ilişki öncesi kullanılarak vajinanın kayganlığını artırır. Vajina ile eşdeğer PH’lı (PH ayarlı) ve su bazlı seçilmesi önerilen kayganlaştırıcılar cinsel ilişkiyi konforlu hale getirmeyi sağlayarak, kadınların cinsel ilişkide acı ve rahatsızlık çekmesini önler, cinsel ilişki sırasında vajinal mukoza epitelinda oluşabilecek hasar ve vajinal enfeksiyonların önüne geçer.