Yumurtalık Kistleri Neden Olur?

Doğurganlık yaşlarındaki kadınlarda daha sık gözlenen yumurtalık kistleri, birçok kişinin başına gelmesinden korku duyduğu rahatsızlıklardan biridir. Düzenli olarak kontrollere giden her kadının hayatının bir döneminde denk gelebileceği kistler kimi zaman  tedavi dahi gerektirmeyen ve hiçbir belirti vermeyen türden olabileceği gibi kimi zaman da tehlikeli durumlar yaratabilir.

Kist Nedir? 

İçi sıvı dolu olan, etrafı zar ile çevrili kistler, vücudun tüm dokularında oluşabilir. Yumurtalık kistleri genellikle zararsızdır. Diğer organlarda bulunan kistler gibi çabuk belirtiler vermez. Kist oluşumunun genel sebebi ise hormonal düzensizliklerdir.

Yumurtalık Kisti Belirtileri

  • Adet düzensizliği, lekelenme veya adet görememe
  • Ağrılı adet
  • Kasık bölgesinde ağrı
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Karın bölgesinde şişlik
  • İdrar ve bağırsak şikayetleri
  • Kilo almaya başlama
  • Bulantı ve kusma
  • Tüylenmede artış
  • Gebe kalamama

Yumurtalık Kisti Tanısı

Tanı genellikle rutin muayeneler sırasında ve ultrasonografide konur. Tanıda hastanın yaşı, kitlenin boyutu, etrafa yapışık olup olmadığı, saf kist ya da solid yapıda oluşu, hassasiyet olup olmadığı önem taşır. Genelde  5 -6 santimden küçük pür kist görünümünde olan kistler iyi huyludur. Ancak yine de kitlenin durumuna göre tomografi, manyetik rezonans, hormon tetkikleri ve kanda tümör belirteçleri incelenerek tedavi süreci ile ilgili karar verilir.

Yumurtalık Kistleri Kanserleşir mi?

Yumurtalık kistleri genel olarak iyi huyludur, ancak kimi durumlarda kistin kötü huylu olma ihtimali artar.

  • Her iki yumurtalıkta kist olması,
  • İleri yaşlarda ortaya çıkan kistler,
  • Etrafa yapışık, kenarları, sınırları düzensiz kistler,
  • İçi sıvı dolu kist yanında solid yapı bulunması,
  • Hızla büyüyen kistler,
  • Karın içinde sıvı birikmesine (assit) sebep olan kistler,
  • Tümör markeri adı verilen kan testlerinde yükselmelerle beraber olan kistler kansere yol açabilir.

Yumurtalık Kisti Tedavisi

Yumurtalıkta bulunan kist eğer hiçbir belirti vermiyorsa, genellikle 6-8 hafta müdahale edilmeden takip edilir. Çoğu kist bir ya da iki ay içerisinde kendiliğinden geçer. Yumurtalık kistlerinde medikal tedavi ve cerrahi tedavi seçenekleri vardır. Kistin kanser şüphesi olması durumunda cerrahi tercih edilir.

Belirti vermeyen kistlerin saptanabilmesi açısından jinekolojik kontrollerinizi ihmal etmemeniz oldukça önemlidir.

Hamilelikte Yüzme Faydalı mıdır?

Sağlıklı ve normal seyrinde ilerleyen bir hamilelik için yüzme en faydalı sporlar arasında yer alır. Gebelik boyunca anne adayı yoga, hamile pilatesi gibi birçok farklı egzersizler yapabilir ama yüzmek doğumu kolaylaştırmasından tutun kilo kontrolüne, annenin ruh sağlığından bebeğin gelişimine kadar farklı faydalar ile anne adayını doğuma hazırlar.

Hamilelikte Yüzmenin Faydaları

  • Hamilelikte yüzmek kalp ve akciğer sağlığını korur. Akciğerlerin düzenli çalışmasını sağlayarak solunum yollarında oluşabilecek rahatsızlıkları engeller.
  • Yüzme sırasında kişinin karın, bacak ve kol bölgelerinde bulunan tüm kas grupları bir arada çalışır. Kilo kontrolü sağlar.
  • Yüzerken anne adayının kalp atım hızı ve aldığı oksijen miktarı artar. Bu da bebeğe giden oksijen miktarını artırır.
  • Düzenli yüzmek, hamilelik ile birlikte oluşan kas ve eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur.
  • Yüzme ile uyku problemlerinin de önüne geçilebilir. Ağrıların azalması ve ruh halinin yüksek olması ile birlikte anne adayı uyku problemlerini de giderebilir.
  • Yüzmek, hamileliğin ilk aylarında meydana gelen bulantıların azalmasında da yardımcıdır.
  • Yüzerken yaralanma tehlikesi yoktur, bu yüzden en güvenilir egzersizlerden biridir.
  • Yüzmek kişinin stres seviyesini azaltarak, hamileliğin getirdiği ruhsal ve fiziksel problemlerle başa çıkma gücünü artırır.

Hamilelik Döneminde Yüzerken Nelere Dikkat Edilmesi Gerekir ?

Öncelikle her egzersiz türünde olduğu gibi, yüzmeye karar vermeden önce de doktor onayı alınması hem annenin hem de bebeğin sağlığı için oldukça önemlidir. İkinci dikkat edilmesi gereken şey ise hijyen. Eğer mümkünse denizde yüzmek en sağlıklı yöntem olacaktır. Ancak eğer kış aylarındaysa ve havuz tercih edilecekse, düzenli kontrol edilen ve temizliğinden emin olunan havuzlar tercih edilmelidir.

Eğer denizde yüzülecekse kramp tehlikesine karşı, açılmadan kıyıya yakın mesafeden yüzmek doğru olacaktır. Yüzmeye başlamadan önce vücudu ısıtmak, yavaş ve emin yüzmek en sağlıklısıdır. Mayo tercihinde rahat, vücudu sıkmayan gebeler için özel tasarlanmış mayolar tercih edilmeli, sudan çıktıktan sonra mutlaka mayo değiştirilmelidir. Özellikle yüzme sonrası ıslak mayo ile beklemek enfeksiyonlar için kolaylaştırıcıdır. O yüzden yüzdükten sonra mayo değiştirmek önem kazanmaktadır.

Bu basit kurallara uyarak sağlıklı gebelere, gebelik dönemi boyunca yüzmeyi öneririm.

Orgazm Nedir ? Kadınlarda Orgazm Nasıl Olur?

Orgazm, yoğun bir şekilde alınan cinsel uyarılmalara beynin yanıt verme durumu olarak tanımlanabilir. Kadın ve erkekte farklı şekillerde ortaya çıkan orgazm beyin ve vücutta gerçekleşen seksüel uyarılmaların bir arada hareket etmeleri ile gerçekleşir.

Orgazm Nasıl Oluşur?

Kadın ve erkeğin ruh ve beden sağlığı için önemi büyük olan orgazm oluşmadan önce dakikalarca süren bir haz süreci gerçekleşir. Süreç boyunca vajinada ya da rahimde istemsiz ve zevk veren kasılmalar ortaya çıkar ancak bu kasılmalar olmadan da orgazm gerçekleşebilir. Orgazm esnasında kişinin karın, bacak, sırt ve kol gibi farklı bölgelerinde kasılma ve spazmlar gözlenebilir.

Kadınlarda görülen orgazm çoğunlukla erkeklerinkine benzer. Erkekte yaşanan sertleşme düzenine benzer bir kan akımı kadının vajinasında da oluşur. Klitoriste sertleşme ve vajinada nemlenme meydana gelir. Ayrıca orgazm esnasında uterus ve çevredeki kaslarda ritmik kasılmalar görülür. Nefes alıp verme sıklığında artış, kalp hızı, kan basıncının artması gibi durumlar orgazm belirtileridir. Ayrıca yine kadında dudakların koyulaşması,  göğüs uçlarının dikleşmesi, göz pupillerinin büyümesi, klitorisin ıslanması ve sertleşmesi gibi durumlar da gerçekleşir.

Kadınlarda erkeklerden farklı olarak eğer cinsel uyarı devam ediyorsa üst üste orgazm olabilmek mümkündür. Ancak erkeklerde tekrar orgazmın gerçekleşmesi için, ilk orgazmdan sonra aradan en az 30 dakikalık bir süre geçmesi gerekebilir.

Orgazmın Faydaları 

  • Stresi azaltır,
  • Uyku kalitesini artırır,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir,
  • Bedensel ve ruhsal rahatlama sağlar,
  • Kalp hastalıklarına karşı korur,
  • Ağrı eşiğini yükseltir,
  • Cildi güzelleştirir,
  • Öz güveni artırır,
  • Doğal bir spordur.

Kadınlarda Orgazm Olamama Sorunu Nasıl Çözülür? 

Orgazm vücudun normal bir fonksiyonudur. Kadın eğer cinsel birleşme esnasında ana odaklanır, klitoral uyarıyı uygun miktarda alır, cinsel mitlerinden ve korkularından kurtulabilirse orgazm olması kaçınılmazdır. Diyabet, alkolizm, nörolojik bozukluklar ve nörolojik ilaçlardan kaynaklı orgazm sorunları yaşanabilir. Bununla birlikte eğer kadın cinsel ilişkide orgazm yaşamıyorsa pelvik organlarda toplanan kan rahatsızlık yaratacağı için huzursuzluk yaşayabilir. Bu gibi durumlarda kadının orgazmı korku ya da gurur meselesi yapmadan ilgili merkez ve kişilere müracaat etmesi hem partneri hem de kendisi için en sağlıklı yöntem olacaktır.

Hamilelikte Stresin Etkileri

Gebelik keyifli olduğu kadar heyecanlı ve stres yaratan bir süreç. Birçok anne adayı bu özel dönemde gerek hamileliğin getirdiği problemlerden gerekse farklı sebeplerden stres ile karşı karşıya kalabilir. Hamilelik ile birlikte ortaya çıkan bulantı, kusma, sıkça idrara çıkma, bel ve sırt ağrıları gibi problemler annenin rutin hayatını değiştirerek strese sokabileceği gibi, iş hayatı, ekonomik koşullar, bebeğin doğumdan sonraki yaşantısı gibi farklı konular da anne üzerinde baskı yaratarak stres ortamı oluşturabilir.

Hamilelikte Stresi Tetikleyen Durumlar

  • Gebeliğin sorunlu geçmesi
  • Geçmişte bebek kaybı
  • İkiz ya da üçüz gebelik
  • İlişki sorunları
  • Stresli yaşam olayları
  • Ergen yaşta gebe kalmak

Hamilelikte Stres Bebeği Nasıl Etkiler? 

Anne adayında meydana gelen ciddi anlamdaki stres yükü bebek üzerinde birtakım olumsuz etkiler yaratabilir;

  • Düşük riskinde artış
  • Erken doğum riski
  • Doğum ağırlığının az olması
  • Hiperaktivite
  • Zihinsel fonksiyonlarda azalma
  • Dikkat eksikliği
  • Sinirlilik

Hamilelikte Stresten Korunmak için Neler Yapılmalı? 

Tüm kadınlar hamilelikleri boyunca çeşitli stres kaynakları ile karşı karşıya kalabilirler ancak burada önemli olan konu bu stres kaynaklarını doğru bir şekilde yönetebilmektir. Anne adayı fiziksel ve ruhsal anlamda ne kadar güçlü olursa stres ile o kadar kolay mücadele eder. Bu yüzden başta beslenme düzenine dikkat etmeli, sağlıklı beslenmeli, yeterli uykuyu alabilmeli, alkol ve sigara gibi kötü bağımlılıklardan uzak durmalıdır. Bunlar dışında anne adayı, hamilelik süresince stres ile başa çıkmak için;

  • Düzenli bir şekilde esneme ve gevşeme egzersizleri uygulayabilir,
  • Gebelik ve doğum hakkında daha fazla bilgi sahibi olarak bilgisizlikten kaynaklanan korku ve endişenin önüne geçebilir,
  • Meditasyon gibi stresi azaltan aktiviteler yaparak kendisini rahatlatabilir,
  • Stresi hissettiği an nefes egzersizleri uygulayabilir. ( Karından değil göğüsten yavaş, derin ve ritmik bir şekilde soluk alıp vermek )
  • Stres yaratan durumlar hakkında tek başına karar vermek yerine bu konuda tecrübeli kişilerden destek alabilir.

Unutmayın, aşırı stres hiçbir zaman ne anne adayı ne de bebek için sağlıklı değildir. Hamilelikte önerilen stres ile mücadele etme yöntemlerini uygulayarak bu dönemi daha rahat ve mutlu geçirebilir, yaşadığınız stresin azalmasına yardımcı olabilirsiniz.

Stresten uzak bir gebelik dilerim…

Hamileliğin Belirtileri Nelerdir?

Bebek sahibi olmak birçok çiftin hayatı boyunca kurduğu en güzel hayallerin başında gelir. Bebek sahibi olmaya karar verdiğiniz andan itibaren vücudunuzda gerçekleşen her bir değişimi gebelik belirtisi olarak görebilmeniz mümkün. Ancak gebeliğin de kendine has belirtileri mevcut, bu belirtilerin neler olduğunu önceden okuyup incelerseniz hamileliğiniz ile ilgili ipuçları edinebilirsiniz.

Hamilelik Ne Zaman Başlar?

Hamilelik cinsel birliktelik esnasında erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllemesi ile birlikte başlar. Dölleme gerçekleştikten 8. haftanın sonuna kadar olan sürece embriyonik dönem, 8. haftadan sonra doğuma kadar olan sürece fetal dönem denir.

Gebelik yaşı ise son adet kanamasının ilk gününü gebeliğin başlangıcı sayarak hesaplanır. Gebelik yaşı hesaplamalarında ay değil, hafta ve gün kullanılır. Sağlıklı bir anne adayında gebelik 280 gün ( 40 hafta ) sürer.

Hamileliğin Belirtileri Nelerdir?

Hamileliğin en önemli belirtilerinden ilki adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebeliğe işaret etmez. Kimi zaman stres, hormonal bozukluklar, diyet, psikolojik durum gibi faktörler de adet gecikmesine yol açabilir. Adet gecikmesinin dışında farklı hamilelik belirtileri de gözleniyorsa bu durumda hamilelikten şüphelenilebilir.

Hamileliği Düşündüren Belirtiler

  • Adet gecikmesi
  • Memelerde hassasiyet ve dolgunluk
  • Bulantı ve kusma
  • Sık sık idrara çıkma
  • Halsizlik
  • Karın bölgesinde büyüme
  • Ruh halinde değişimler
  • Vücut ısısı artışı
  • Kasık ağrısı
  • Cinsel istekte artış
  • Bel ve sırt ağrısı
  • Kokulara karşı hassasiyet

B hCG (gebelik testi) döllenme gerçekleştikten hemen sonra artmaya başlar. Döllenmeden yaklaşık 1 hafta sonra kanda ölçülebilir düzeylere ulaşır. Kanda gebelik testi, gebelik olup olmadığı ile ilgili net sonuç verirken idrarda yapılan testler yanıltıcı olabilmektedir. Özellikle vajinal akıntı veya idrar yolu enfeksiyonu, idrar ile yapılan gebelik testinin yanlış sonuç vermesine neden olabilir. Adet gecikmesi ve gebelik şüpheniz mevcut ise doktorunuzla irtibat kurmanız gerekecektir.

İstenilen zamanda, sağlıklı gebelikler dilerim.

Amniyotik Band Sendromu Nedir?

Bebeğin içerisinde yüzdüğü amniyon sıvısı ile dolu olan amniyon zarının fetal dokulara dolanması ya da yapışması sonucu oluşan amniyotik band sendromu nadir görülen, ancak görüldüğünde bebekte el, ayak ve parmaklarda kopmaya veya ilerlemesi halinde bebeğin ölmesine sebep olabilen ciddi bir problemdir.

Amniyotik Band Sendromu Neden Olur?

Amniyotik band sendromunun arkasındaki nedenler tam olarak bilinemese de doğum sonrası ve kürtaj sonrası enfeksiyonların sebep olabileceğine dair görüşler yüksektir. Ayrıca amniotik band sendromunun hamileliğin erken dönemlerinde amniyon rüptürü ile başlayabileceğide düşünülmektedir.

Amniyotik Band Sendromu Komplikasyonları

Komplikasyonların şiddeti anne adayından anne adayına değişiklik gösterebilir. Kimi gebeliklerde bebek herhangi bir sorunu olmadan dünyaya geldiği gibi, kimi gebeliklerde dramatik sonuçlar doğurabilir. Amniyotik band sendromunun ortaya çıkardığı komplikasyonlardan bazıları şu şekildedir:

  • Amniyotik band sendromu, bantların ayak ya da  parmakları sarması sonucu amputasyona sebep olabilir.
  • Bebek anne karnında ayakları bağlı bir şekilde gelişebilir.
  • Eğer amniyon zarı yüzü sararsa, yarık dudak sorununa sebep olabilir. Bebek doğduktan sonra bu sorunu tedavi etmek mümkündür.
  • İleri durumlarda, bantlar karın kusurları ya da hayati organların etrafında kan damarlarının daralmasına yol açabilir.
  • Eğer bantlar göbek kordonu boynuna dolanırsa hayati tehdit içerebilir.

Amniyotik band sendromu genelde tekrarlamayan bir durumdur. Eğer bir bebekte amniyotik band sendromu görüldüyse diğer gebeliklerde benzer durumun görülme riski düşüktür.

Amniyotik Band Sendromu Tedavisi

Amniyotik band sendromunun tedavisi konusunda yapılacak çok fazla bir şey yoktur. Eğer hastalık ileri formdaysa, fark edildiğinde gebeliğin sonlandırılması düşünülebilir. Eğer hafif formlarda fark edildiyse anne karnında cerrahi girişim ile bantların kesilmesi planlanabilir. Bantların bebekte herhangi bir yaralanmaya sebep olmayacağı durumlarda cerrahi durumlar tavsiye edilmez. Eğer bant tehdit içeriyorsa ve yüz deformiteleri gibi ciddi sorunlara yol açabilecek noktadaysa fetoskopik cerrahi önerilir. Her koşulda doktorunuz ile durumu yakından takip etmeniz ve onun herhangi bir ileri yaralanma ihtimalini önlemek için önereceği çözüme göre hareket etmeniz en doğrusu olacaktır.

Gebelikte Yatak İstirahati

Hamilelikte, her şey sağlıklı ve yolunda ilerliyorsa anne adayı sosyal hayatından ve aktivitelerinden uzak kalmadan hamilelik sürecini rahatça geçirebilir. Ancak kimi zaman siz her şeyin yolunda gittiğini düşünürken doktorunuz size sizin ve bebeğinizin sağlığı açısından yatak istirahati önerebilir. Bu durumda korkulacak ve endişe edilecek bir durum yoktur. Yatak istirahati genelde hamilelikte komplikasyon ve olası olumsuzlukları engellemek için önerilir. Bu durum tamamen gebeliğin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlamak içindir.

Gebelikte Yatak İstirahati Nedir? 

Gebelikte yatak istirahati farklı türlerde olabilir.

  • Aktivite kısıtlaması : Anne adayının belirli bir süre spor yapması, cinsel ilişki ve ağır fiziksel aktiviteleri durdurulur.
  • Ev İstirahati : Ev istirahatinde anne adayının gününün büyük kısmını evde geçirmesi, hafif ev işleri ya da kişisel bakım gibi işler dışında herhangi bir aktivite yapmaması önerilir.
  • Yatak istirahati : Anne adayı yemek yeme ve tuvalet dışında yataktan çıkmamalıdır.
  • Kesin yatak istirahati : Yemek yemek ve tuvalet de dahil olmak üzere anne adayının hiçbir şekilde yataktan çıkmasına izin verilmez.

Gebelikte Yatak İstirahati Gerektiren Durumlar : 

  • Rahim ağzı yetmezliği
  • Gebelikte hipertansiyon
  • Vajinal kanama
  • Erken doğum tehdidi
  • Çoğul gebelik
  • Plasenta previa
  • Rahim içi gelişme geriliği
  • Preeklampsi ( Gebelik Zehirlenmesi )

Gebelikte Yatak İstirahati Nasıl Yapılmalı? 

Gebelikte önerilen yatak istirahati genellikle sol yan yatıp karın bölgesine yastıkların konulduğu  dizlerin karna hafifçe çekilmiş pozisyondur. Eğer sırt üstü yatılacaksa topuk seviyesinin omuz seviyesinden yüksek olması gereklidir. Yatak istirahati anne adayını yalnız ve tecrit edilmiş gibi hissettirebilir. Bu durum anne adayında nadir de olsa depresyon, öz güvenin yitirilmesi, anksiyete gibi problemler ortaya çıkarabilir. Bunun dışında uzayan yatak istirahatlerinde tonus kaybı ve eklem ağrıları oluşabilir. Bu gibi durumlarda sağ ve sol yana yatış pozisyonu değiştirilmesi, kol ve bacakların gerdirilmesi gibi hafif egzersizler uygulanabilir. Ayrıca sıkılmayı engellemek için kitap okuyabilir, sık sık arkadaşlarınızı davet ederek sosyal hayatınızı koruyabilirsiniz. Eğer gebeliğinizde doktorunuz size yatak istirahati verdiyse bunu olumsuz bir durum olarak görmemenizi, bebeğinizin ve sizin sağlığınızı korumak amaçlı bir süreç olarak düşünmenizi ve küçük önlemler ile bu süreci keyifli bir hale getirmenizi öneririm.

Bebeğinizi Emzirmenin 9 Faydası

Hepimizin bildiği gibi emzirme hem bebek hem de anne için oldukça faydalıdır. Emzirmek anne ve bebek arasındaki bağdan tutun, rahim kanseri riskinin azalmasına dek birçok konuda faydalı. Bebeğinizi emzirmenin faydalarından bazılarını sizler için derlediğim yazıda bulabilirsiniz.

Bebek Emzirmenin Faydaları

1 . Bağınızı Güçlendirir

Emzirmek yalnızca dişilere özgü bir durumdur. Emzirme esnasında anne vücudundan oksitosin adında bir hormon salgılanır ve bu hormon annelik güdüsünün gelişmesine katkıda bulunur, anne ve bebek arasındaki bağı güçlendirir.

2 . Bebeğin Duygusal Gereksinimlerini Karşılar

Bebeğinizi kucağınızda tutarak emzirirsiniz. Kucaklanmak bebekler için oldukça önemli bir ihtiyaçtır. Araştırmalar kucağa alınmayan prematür bebeklerde psikolojik rahatsızlık gelişme riskinin daha yüksek olduğunu gösterir. Bu yüzden emzirme esnasında bebeği kucakta tutmak bebeğin ruhsal gelişimi için önemli bir faktördür.

3 . Meme Kanseri Riskini Azaltır

Emzirmek meme kanseri riskini azaltır, özellikle en az 24 ay boyunca bebeğini emziren annelerde bu risk % 25 oranında azalma gösterir.

4 . Bebek İçin En Sağlıklı Besin 

Anne sütü protein, mineral, çinko, yağ açısından oldukça zengindir. Bunlarla beraber içerdiği immunglobulinler, oligosakkaritler ve esansiyel besinler bebeğiniz için oldukça önemlidir. Bebeğin gelişimi için gerekli tüm değerlere sahiptir. Her zaman hazırdır, pakete ihtiyacı yoktur. Bebek ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli, ayrıca 2 yaşa kadar emzirmeye devam edilmelidir.

5 . Mekonyumun Atılmasını Sağlar

Bebekler doğduklarında bağırsaklarında mekonyum adı verilen , koyu kıvamlı, yapışkan bir madde ile doğarlar. Anne sütü ile beslenen bebeklerde mekonyum maddesinin bağırsaklardan atılması çok daha kolaydır. Anne sütü ile beslenme bebekleri, Nekrotizan Enterekolit denilen ve barsakları olumsuz etkileyen hastalıktan korur.

6 . Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini oluşturur, korur ve güçlendirir. Mamaların ise bu tarz bir faydası yoktur. Anne sütü ile beslenen bebeğin grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma ihtimali daha düşüktür.

7. Rahmin Küçülmesini Kolaylaştırır

Emzirirken süt kanallarının kasılması için salgılanan oksitosin isimli hormon rahim üzerine de etkilidir. Bu nedenle emziren annelerin, doğumdan sonra rahimin eski boyutuna dönme süresi daha kısadır. Eğer anne emzirmezse rahminin doğum öncesindeki boyutuna dönme süresi uzamaktadır.

8 . Kanamaları Azaltır 

Bebeğinizi emzirmek doğum sonrası oluşan kanamaları azaltır. Emzirme ile birlikte salgılanan oksitosin hormonu bu etkiyi sağlar. Oksitosin hormonu rahmin kasılmasını sağlarken açık olan kan damarlarının kapanmasını kolaylaştırır. Bu da doğumdan sonra oluşan kanamaların azalmasına yardımcı olur.

9 . Kilo Vermeyi Kolaylaştırır

Bebeğini emziren anneler günde  ortalama 500 kalori fazladan harcamış olurlar, bu da doğumdan sonra hamilelik kilolarından kolayca kurtulmaya yardımcı olur.

Tüm bunlara ek olarak emzirirken bol bol su içmeyi ve dinlenmeyi ihmal etmemelisiniz.

Kaynak :

1 . Uvnas-Moberg, Eriksson: Breastfeeding: physiological, endocrine and behavioral adaptations caused by oxytocin and local neurogenic activity in the nipple and mammary gland.: Acta Paediatrica, 1996 May, 85(5):525-30

2 . Freudenheim, J. et al. 1994 “Exposure to breast milk in infancy and the risk of breast cancer”.Epidemiology 5:324-331

3 . Koutras, A.K., “Fecal Secretory Immunoglobulin A in Breast Milk vs. Formula Feeding in Early Infancy”. J. Ped Gastro Nutr 1989.

4 . Chua S, Arulkumaran S, Lim I et al. “Influence of breastfeeding and nipple stimulation on postpartum uterine activity.”Br J Obstet Gynaecol 1994; 101:804-805

Hamilelikte Bitki Çayları ve Şifalı Otlar

Bitki çayları ve şifalı otlar eskiden olduğu gibi son yıllarda da hayatımızda önemli bir yer edinen içeceklerden. Özellikle hastalıklardan korunmak, hastalıklara yakalanmamak için tüketilen bitki çayı ve otlar, bilimsel verilere dayanmasa da kullanımı neredeyse insanlık tarihi kadar eskiye dayanıyor. Ancak bitki çayı içerken de dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Özellikle hamilelik döneminde bilinçsizce tüketilen bitki çayı ve otlar, hem sizin için hem de karnınızdaki bebeğiniz için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Bitki Çayları Gebelik Süresince Güvenli midir?

Gebelikte bitki çaylarının bir kısmı günlük belirli miktarda içilmek koşulu ile tavsiye edilir. Bir kısmına ise gebelik süresince izin verilmez. Örneğin kimi bitkiler, ishal, bulantı, kusma gibi rahatsızlıklara yol açar, bazı bitki ve otlar ise rahim kasılması için uyarıcı etki yaratır. Birçok kadın gebeliğinde rezene, ıhlamur, papatya, kuşburnu, normal çay ve yeşil çay gibi içecekleri bulantıyı azaltmak ve sıvı ihtiyacını gidermek için tüketir. Ancak bu tip çayları da günde 2 fincanı geçmeyecek şekilde içmek önemlidir.

Hamilelikte İçilmesi Tehlikeli Olan Bitkiler

  • Karanfil yağı : Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
  • Ardıç ve ardıç yağı : Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
  • Ökseotu : Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
  • Yalancı Ginseng : Doğum anomalilerine sebep olabilir.
  • Kınakına : Körlük ve komaya sebep olabilir.
  • Yabani yer elması : Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Hamilelikte Aşırı Miktarlarda İçilmesi Tehlikeli Olabilecek Bitkiler

  • Melekotu : Yüksek dozlarda alınması rahim kasılmalarını tetikler. Düşük dozlarda ve yemeklerde belirli miktarda kullanılabilir.
  • Akçaağaç : Kuvvetli bir müshildir, yüksek dozda kullanılması önerilmez.
  • Anason ve anason tohumu yağı : Yüksek dozlarda alınması rahim kasılmalarını tetikler. Düşük dozlarda ve yemeklerde belirli miktarda kullanılabilir.
  • Kimyon : Yüksek dozlarda alınması rahim kasılmalarını tetikler. Düşük dozlarda ve yemeklerde belirli miktarda kullanılabilir.
  • Papatya yağı : Karnınıza sürmeniz durumunda gebelik çatlağı oluşumunu azaltacaktır. Rahim kasını uyarıcı etkisi vardır, belirli dozda çay olarak tüketilebilir.
  • Tarçın : Düşük dozlarda bağışıklık sistemini güçlendiririr. Kışın tüketilmesi grip ve soğuk algınlığını önlemede etkili olacaktır. Yüksek dozlarda alınması rahim kasılmalarını tetikler. Düşük dozlarda ve yemeklerde belirli miktarda kullanılabilir.
  • Rezene ve rezene yağı : Düşük dozlarda sindirim sistemine olumlu etkileri vardır. Yüksek dozlarda alınması rahim kasılmalarını tetikler. Düşük dozlarda ve yemeklerde belirli miktarda kullanılabilir.
  • Sarımsak : Yüksek dozda tüketilmesi mide yanmasına yol açabilir. Ayrıca emzirme döneminde süte kendi kokusunu verebilir.
  • Lavanta : Yüksek dozlarda alınması rahim kasılmalarını tetikler. Düşük dozlarda ve yemeklerde belirli miktarda kullanılabilir.
  • Sinameki : Kuvvetli bir müshildir, yüksek dozda kullanılması önerilmez.
  • Siyah çay : Fazla içilmesi çarpıntıya yol açabilir. Ayrıca diüretik etkisi olup, vücüdunuzda su ihtiyacını artırabilir.

Özetlemek gerekirse gebelik döneminde bitki çaylarını aşırı miktarda ve bilinçsizce tüketmemenizi, tüketeceğiniz durumlarda ise mutlaka doktorunuza danışmanızı öneririm.

Emzirirken Hamile Kalmak Mümkün mü?

Toplumumuzda aile kavramı büyük bir önem taşıdığı için genelde çiftler ilk bebek ile ikinci bebek arasını çok uzun tutmamaya çalışırlar. Kimi çiftler kardeş ile arada en az 3-4 yıl yaş bırakmayı uygun bulurken kimi çiftler ise en erken ne zaman hamile kalabileceği konusunda araştırırlar. Ancak bir annenin doğum sonrası yeni bir hamilelik için ne kadar zaman içerisinde hazır olacağı, ikinci hamilelik için ideal zamanın ne olduğu konusu birçok farklı durumdan etkilenmekte. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi doğumdan sonra yeni bir doğum için arada en az 2 yıl olması gerektiği şeklinde. 2 yıllık süre annenin bebeğini 2 yıl emzirmesi ve hem vücudunun hem de rahminin yeni bir doğum için hazır olmasını beklemek için ideal uygun süredir..

35 yaşın üzerindeki gebeliklerde de risk artışı söz konusu olduğu için eğer anneni yaşı 35’in üzerinde ise tekrar gebelik için süre 1 yıl olarak belirlenmelidir. 2. Çocuk düşünülüyor ise arayı 5 yıldan daha uzun tutmamak ise başka bir öneri. 2 gebelik arasının kısa olduğu durumlarda, erken doğum, düşük, düşük kilolu doğumların riski artabilir. Ancak burada annenin anemik olması, depoladığı vitamin ve mineraller önem kazanır. Bu yüzden ilk doğumdan sonra yeterli ve dengeli beslenmeye önem vermeli, gerekli durumlarda vitamin takviyesi yapılmalıdır.

Emzirmek Gebelikten Korur mu? 

Emzirmek gebelikten korur düşüncesi halk arasında yaygın bir inanış. Ancak bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır olarak verilebilir. Çok eskiden beri gelen inanışlara göre emzirmenin hamilelik potansiyelini azalttığı ileri sürülür ve emzirme dönemi bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılır. Ancak emzirmek kesinlikle modern bir doğum kontrol yöntemi değildir.

Emzirme döneminde, hipofizden salgılanan prolaktin hormonu etkin bir şekilde süt salgılanmasını sağlar. Hormon bunu yaparken aynı zamanda yumurtlamayı da baskı altına alır. Bu baskı altına alış, bebeğin annenin kaynaklarından daha fazla yararlanabilmesi için annenin hamile kalmasını engellemeye çalışan mekanizmadır. Bu yüzden emzirmek, anneyi hamilelikten koruyabilir.  Buradaki kilit nokta ise adet kanamalarının başlangıç süresi. Doğumdan sonra adet kanamaları genel olarak 5 – 6 ay içerisinde gerçekleşir. Emzirmenin gebelikten koruması ise adetlerin başlaması ile sona erer. Yani tüm koşullar incelendiğinde;

  • Annenin adet kanamalarının başlamamış olması,
  • Bebeğin 6 aylıktan küçük olması
  • Bebeğin tam ya da tama yakın anne sütü ile besleniyor olması emzirmenin gebeliği engelleyici bir doğum kontrol yöntemi şeklinde davranabilmesi için gerekli koşullardır.

Sonuç olarak emziriyor olmanız hamile kalmanız için engel değildir. Eğer emzirirken adet görmeye başladıysanız gebelik oluşabilir, bu yüzden emzirmek belirttiğim koşullar dışında  tam olarak bir doğum kontrol yöntemi olarak düşünülmemelidir.