Ağrılı Adet Görme (Dismenore) Nedir?

Adet gören kadınların büyük bir çoğunluğunun yaşadığı dismenore ( ağrılı adet görme ), adet kanaması öncesinde ya da kanama esnasında kasıklarda meydana gelen kramp tarzı ağrılara denir. Primer ya da sekonder olabilecek dismenorede, primer dismenore adetin ilk görülmeye başlamasından itibaren ortaya çıkar ve 25 yaş civarında ya da doğum yaptıktan sonra azalır ya da ortadan kaybolur. Primer dismenorenin altında yatan patalojik bir neden yoktur. Ancak sekonder dismenore ağrılı periodlara yol açar ve genellikle spesifik bir hastalığın habercisidir. 

Dismenore Nedenleri 

Adet esnasında , rahim içerisinde biriken kanı dışarıya atabilmek için rahim kasları kasılır ve bu kasılmalar ağrılara yol açar. Bu kasılmalar esnasında rahim kasılmalarından sorumlu olan prostaglandin adı verilen maddeler salgılanır. Eğer bir kadında primer dismenore varsa, prostoglandin maddelerinin üretimi fazla demektir. Sekonder dismenoreye ise pelvik iltihabi hastalıklar, rahim ağzında darlık, rahim içi tümörler (myom), endometriozis ya da uterus pozisyonunun anormallikleri gibi problemler neden olabilir. 

Dismenore Belirtileri

  • Bağ ağrısı
  • Sırt ağrısı
  • Mide bulantısı – kusma
  • Baş dönmesi
  • Bacakların iç yüzlerinde aşırı hassasiyet

Dismenore gören kadınların ortalama % 10 ya da % 15 ‘inde şikayetler ağırdır. Günlük hayatı etkileyecek düzeyde şiddetlidir. Eğer görülen ağrılar; her zamankinden daha şiddetli yaşanıyorsa, 2 -3 günden daha fazla sürüyorsa, normal zamanında gerçekleşen adet kanamasına eşlik etmiyorsa ve her zaman yaşanan ağrılardan daha farklıysa mutlaka uzman bir hekimin kontrolünden geçerek problemin kaynağının bulunması ve tedavi uygulanması gereklidir. 

Dismenore Tedavisi 

Eğer dismenore ile birlikte görülen ağrılar orta şiddetli ise genelde ağrı kesiciler ile önlenebilir. Bu tip durumlarda ( eğer adet de düzenli ise ) kişi, adet ağrısının başlamasını beklemeden, adetten birkaç gün önce ağrı kesici kullanmaya başlayarak ağrıların şiddetini azaltabilir. 

Eğer adet dönemi şiddetli ağrılar ile geçiyorsa bu durumda karın bölgesine sıcak kompres uygulaması ile yatak istirahati yapılmalıdır. Bir diğer tedavi yöntemi ise doğum kontrol hapı kullanımıdır. Doğum kontrol hapları ağrıdan sorumlu olan prostaglandin maddelerini azaltarak krampların ortadan kalkmasına yardımcı olur. Yine farklı bir tedavi yöntemi olarak, ağrıların şiddetli olduğu durumlarda enjeksiyon  ağrı kesiciler kullanılabilir. 

Gonore (Bel Soğukluğu) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Toplumda bel soğukluğu olarak bilinen Gonore, Neisseria Gonorrhoeae (Gonokok) adı verilen bir bakteri sebebiyle oluşan bir enfeksiyon türüdür. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında en yaygını olan gonore, erkeklerde çoğunlukla üretrit (idrar kanalı iltihabı), kadınlarda ise çoğunlukla servisit (rahim ağzı bölgesi iltihabı) oluşturur.

Gonore (Bel Soğukluğu) Belirtileri

Gonore’ nin kadınlarda görülen en yaygın belirtisi vajinal akıntıdır. Sarı yeşil renkli ve kötü kokulu olan akıntı ile birlikte nadiren kaşıntı da gözlenebilir. Ayrıca idrar yaparken yanma da gözlenebilir. Akıntıdan sonra en sık karşılaşılan belirti ise kasık ağrısıdır. Her iki tarafta da oluşan ağrılara özellikle akşamları gelişen ateş de eklenebilir.
Eğer mikroorganizma kan dolaşımına kadar ilerlerse eklemlerde enfeksiyona yol açabilir. Bu durumda eklemlerde ağrı ve şişlik görülür.
Gonorenin bir diğer tehlikesi ise pelvik enflamatuar hastalıktır. Enfeksiyon eğer tüplere ve yumurtalıklara kadar ilerlerse infertilite dahil pek çok komplikasyon oluşabilir.

Gonore Nasıl Bulaşır?

Gonore penis, vajen, ağız ya da anal bölgeye doğrudan temas ile bulaşır. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabileceği gibi, kişi gonore taşıyıcıları ile cinsel ilişkiye girerse gonoreye yakalanabilir.

Gonore Teşhisi Nasıl Konur?

Gonorenin teşhisi, vajinal muayene ve sonrasında servikal ve vajinal akıntının incelenmesi ile konur. Tanı için çeşitli laboratuvar testleri vardır. Rahim ağzı, üretra, rektum, boğaz gibi enfekte olmuş bölgelerden sürüntü alınır ve laboratuvara gönderilir.

Gonore Tedavisi Nasıldır?

Gonore genelde antibiyotik tedavisine duyarlı olup oral antibiyotikler ile kısa sürede iyileşme sağlanır. Antibiyotik kullanımından bir hafta sonra kültürler tekrarlanır ve enfeksiyonun geçip geçmediği kontrol edilir. Gonoreden tedavi edilen hastalar eğer hastalıklı kişiler ile tekrar bir temas haline girerse hastalık tekrarlar. Eğer tedavi uygulanmasına rağmen gonore belirtileri devam ediyorsa hastanın tekrar doktoruna başvurması gerekir. Ayrıca tedavi sonlanana dek, hastanın kendisi ve partneri gerekli testlerden geçip tedavi edilene dek prezervatif ile korunarak cinsel ilişkiye girilebilir.

Hamilelikte Toksoplazma Enfeksiyonu Neden Olur?

Kedilerin hamilelik döneminde çeşitli problemlere yol açarak düşük ya da ölü doğum yapmaya sebep olduğu halk arasında yaygın bir görüş olduğu için, birçok kedi ya da köpek sahibi hamile kaldığını öğrendiğinde bu dostlarını ebediyen terk ediyor ya da belirli bir süreliğine başkalarına vermeye çalışıyor. Özellikle kedilerden bulaştığı düşünülen toksoplazmozis hastalığında aslında kedilerin suçlanması yapılması gereken en son şeylerden biri.

Toksoplazmozis Nasıl Bulaşır? 

Toksoplazmozis enfeksiyonuna Toxoplasma gondii adında bir parazit neden olur. Parazit sadece evcil kedilerin bağırsağında dişisi ve erkeği bir araya gelerek üreyebilir. Üreyen parazitler kedinin dışkısı ile dış dünyaya atılır ve sindirim sistemi yolu ile diğer canlılara bulaşır. Yani farklı bir deyişle parazitin diğer canlılara bulaşabilmesi için ağız yolu ile alınması gerekir.

Kediler de bu paraziti, enfekte bir hayvanı ( fare gibi ) çiğ olarak yediklerinde alırlar. Dışkı yolu ile dışarıya atılan parazitlerin bulaşıcı olabilmesi için dış dünyada 24 saat geçirmeleri gerekir. Paraziti olan bir kedi  yaklaşık 2-3 hafta boyunca dışkısı ile parazit atar ve ardından bağışıklık kazanarak bir daha toksoplazma enfeksiyonu geçirmez. Aynı durum insanlar için de söz konusudur, bir kez enfeksiyon geçiren bir kişi bir daha aynı enfeksiyonu geçirmez.

Sokak kedileri bu enfeksiyonu çok erken yaşta geçirirler ve bağışıklık kazanırlar. Bu yüzden büyük sokak kedilerinden geçme olasılığı düşüktür. Evden hiç ayrılmayan ve sadece kuru mama ile beslenip çiğ et tüketmeyen ev kedilerinde de enfeksiyon riski çok düşüktür. Bu yüzden;

  • Kişi enfekte bir hayvanın dışkısına el ile temas eder ve elini yıkamadan ağzına götürürse,
  • Enfekte bir hayvanın etini iyice pişirmeden yerse,
  • Paraziti barındıran bir besin maddesini iyice yıkamadan yerse enfeksiyon bulaşabilir.

Belirtileri ve Tanısı

Toksoplazmozis enfeksiyonunun genelde çok belirgin bir belirtisi yoktur, hafif bir soğuk algınlığı şeklinde atlatılır. Belirtiler birkaç hafta ile birkaç ay içinde kendiliğinden ortadan kalkar. Kişide toksoplazmozis enfeksiyonunun olduğu, kanında bu parazite karşı bağışıklık sisteminin ürettiği antikorların varlığının saptanması ile anlaşılır. Hamile olmayan kişilerde tedavi yöntemi olarak antibiyotik kullanılır ancak hamile kadınlarda antibiyotiğin bebekte oluşabilecek hasarı engelleyip engelleyemeyeceği kestirilebilen bir durum değildir. Bebekte ciddi sekel saptanırsa, gebeliğin sonlandırılması düşünülebilir.

Jinekolojik Muayene Nedir? Nasıl Yapılır?

Evli ya da bekar fark etmeksizin günümüzde tüm kadınların yılda 1 kez kadın doğum uzmanına giderek jinekolojik muayene yaptırması kadın sağlığı açısından oldukça önemlidir. Günümüzde birçok kadın jinekolojik muayenelerden endişe duysada olası hastalıkların önüne geçilebilmesi ve erken tanı ve tedavi uygulanabilmesi açısından muayenelerin aksatılmaması gerekir.

Jinekolojik Muayenenin Önemi

Jinekolojik muayene ağrılı ya da acılı bir işlem değildir. Kadın doğum uzmanları tarafından yapılan muayenelerde, eğer hasta cinsel yaşam açısından aktif değilse vajinal muayene yapılmaz. Gerekirse inspeksiyon ve transrektal ultrason ile muayene edilebilinir. Bununla beraber rahim ağzı kanser taramasında jinekolojik muayene ve smear alınması önem kazanmaktadır.

Jinekolojik Muayene Nasıl Yapılır?

Muayene öncesinde hastanın kişisel bilgileri, jinekolojik durumu, şu anki rahatsızlığı, obstetrik durumu ve genel sağlık bilgileri gibi konuları içeren öyküsü dinlenir. Muayene öncesi hastadan mesanesinin boşaltılması istenir. Ardından hemşire ya da doktor asistanının da yardımı ile hasta jinekolojik muayene masasına yatırılır. Hastanın bacakları her iki yanda bulunan desteklere konduktan sonra belden aşağısı steril bir örtü ile kapatılır. Muayeneler 3 adımdan oluşur. Bunlar dış genital organların muayenesi, spekulum incelemesi ( rahim ağzını ve vajinayı inceleme) ve bimanuel muayenedir ( Vajina içindeki el (bir ya da iki parmak) ile muayene ).

Eğer doktor gerekli görürse jinekolojik muayeneden sonra ultrason ile muayene de yapılabilir. Günümüzde artık sıklıkla jinekolojik muayenelerden sonra ultrason incelemesi de yapılmaktadır. Ultrason ile muayene karından ya da vajinal yoldan yapılabilir.

Sonuç olarak herhangi bir rahatsızlığınız olmasa bile yılda en az 1 kez jinekoloğunuza giderek rutin kontrollerinizi yerine getirmenizi öneririm.

Sağlıklı günler dilerim…

Doğum Kontrol Haplarının Kulanımı

21 ve 28 adetlik olmak üzere iki farklı çeşitte satılan doğum kontrol hapları gebelikten korunmak için bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılır. Hapların paketinin arka yüzünde haftanın her bir günü için bir hap yazar.  Eğer doğum kontrol hapını ile kez kullanacaksanız, ilk hapın alınma süresi genelde mens kanamasının başladığı gündür. Ancak kanamanın ilk 5 günü içerisinde de hapı kullanmanız, etkisinden bir şey kaybettirmez. Hangi gün içip, içmediğinizi kontrol edebilmeniz ve bir düzen sağlayabilmeniz için paketin arkasındaki günde başlayıp, bu gün üzerinden devam edebilirsiniz.

21 adet içeren doğum kontrol hapı kullanıyorsanız; birinci kutunuz bittikten sonra hapı kullanmaya 1 hafta ara vermelisiniz. Bu bir haftalık süreç içerisinde herhangi bir gün içinde adet görülecektir. Bu kez adetin başladığı gün dikkate alınmadan önceki kutunun bitiminden 7 gün sonra, yani sekizinci günde yeni kutuya başlanır. Burada adet kanamasının bitmesini beklemeye gerek yoktur. Mensin ilk günü ilaç kullanımı sadece yeni başlayanlar için geçerlidir. Daha sonraki kullanımlarda mens günü dikkate alınmadan hap kullanılmaya devam edilir.

Paketin içerisinde bulunan 21 adet hap, her gün 1 tane olacak şekilde kullanılır. Hapları kullanırken, her gün belirli bir saat dilimlerinde almaya dikkat edebilirsiniz. Örneğin hapınızı akşam saat 8 ‘de içtiyseniz bir sonraki gün de bu saatlerde içmeye özen göstermelisiniz. Arada yaşanan 3 -4 saatlik farklar problem yaratmaz ancak hapların her gün farklı saatlerde kullanılması koruma etkisini azaltabilir. Hapları tok karnına almak daha sağlıklıdır, çünkü bulantı riskini azaltır ama hapın etkinliği üzerinde bir kriter değildir. Aç ya da tok karnına alınması etkisinde bir değişiklik yaratmaz.

Doğum kontrol hapının alınması 1 gün unutulursa, ertesi gün 2 hap alınmalıdır. 2 gün unutulması durumunda koruyuculuk etkisi azalır. Şayet 2 gün unutursanız o ay ek korunma yöntemi kullanmalısınız.

28 adetlik doğum kontrol hapların ise 21 tablet içeren haplardan etki olarak herhangi bir farkı yoktur. Bu kutulardaki tek fark, sonda kalan 7 hapın hormon içermemesidir. Bu 7 hap boştur ve sadece demir içerir. 28′ lik tabletlerin kullanımı da tıpkı diğer 21’lik tabletlerde olduğu gibidir.

Doğum Kontrol Haplarının Etkinliği 

Eğer ilk kutuya adet gününün ilk 5 günü içerisinde başlanır ve hiç gün atlamadan düzenli bir şekilde kullanılırsa, koruyucu etki ilk hap ile başlar. Hap alımına ara verilen 7 günlük zaman diliminde koruyuculuğun azalması söz konusu değildir. Ancak bu 7 günün sonunda eğer yeni bir kutuya başlanmazsa, ilacın koruyuculuğu sona erer ve gebelik riski oluşur. Doğum kontrol hapı, etkinliği yüksek bir doğum kontrol yöntemidir. Yeni nesil doğum kontrol hapları düşük dozlarda östrojen içerdiği için, gebe kalmaya karar verene dek güvenle kullanılabilir.

Gebelikte β hCG Değeri Kaç Olmalı?

Cinsel birliktelikten sonra kadının yumurta hücresi, erkeğin spermi tarafından döllenerek, hücrelerin hızla bölünüp çoğalmasını sağlar. Hücre sayısı zaman içinde artış gösterir ve embryo büyüdükçe hücreler de değişip, farklılaşmaya başlar. Hücrelerden bir kısmı plasentayı oluştururken bir kısmı ise bebeği oluşturur. Plasentayı oluşturan hücreler, anne adayının vücudunda human chorionic gonadotropin (hCG)  ya da bilinen adı ile gebelik hormonunu üretmeye başlar.

β hCG Hormonu Nedir?

β hCG gebelik oluşmasını takiben, trofoblastlardan salgılanan hormondur. Human Chorionic Gonadotropin’ in alfa ve beta olmak üzere 2 alt türü mevcut olup, β hCG gebeliğe spesifik olandır. %100’ e yakın gebeliğe spesifik olan β hCG çok nadiren gebelik dışı durumlarda da yükselebilmektedir.

Gebelikte β hCG Değerleri Nasıldır?

Hamile olmayan bir kadının β hCG değerleri 0-10 mlU/ml dir. Hamilelik ile birlikte yumurta döllendikten ilk 7 ve 12 gün içerisinde β hCG değeri yükselmeye başlar. Gebeliğin olup olmadığı bu aşamada tespit edilebilir. Gebelik boyunca genellikle iki günde bir β hCG değeri bir kat daha artar. Değerler gebeliğin son aylarında ise düşmeye başlar. B hCG nin çok aşırı yüksek olduğu durumlarda ise mol gebelik ve gestasyonel trofoblastik hastalıklar akla gelmektedir.

Normal bir gebelikte haftalara göre ortalama β hCG düzeyleri ;

Son Adet Tarihinden İtibaren Geçen Hafta Sayısı HCG (mIU/ml)
(INCIID)
3 hafta 5 – 50
4 hafta 3 – 426
5 hafta 19 – 7,340
6 hafta 1,080 – 56,500
7 – 12 hafta 7,650 – 288,000
13 – 16 hafta 13,300 – 254,000
17 – 24 hafta 4,060 – 165,400
25 – 40 hafta

Normal bir gebelikte kandaki β hCG düzeyleri oldukça değişkendir. Ancak gebeliğin erken dönemlerinde β hCG düzeylerinde beklenen artış olmuyorsa bu durumda çeşitli olumsuzluklar akla gelmelidir. Bu tarz durumlarda akla kimyasal gebelik, dış gebelik gibi sağlıklı olmayan gebelik durumları gelmektedir. β hCG testi, gebelik haricinde de kanser ya da gestasyonel trofoblastik hastalık durumlarında da yükselebilmektedir.

Sonuç olarak β hCG testinizin istediğiniz zamanda, istediğimiz düzeyde artması temennisiyle…

Hamilelikte Yapılabilecek Egzersizler

Bebek beklemeye başlanılan andan itibaren birçok anne adayında heyecan ve mutluluk ile birlikte kilo alma gerçeğinin yarattığı korku da baskın duygulardan biri olabilir. Ancak bu dikkatli ve bilinçli bir anne adayı olmanız durumunda oldukça yersiz bir korku olacaktır. Çevrenizde gördüğünüz hamile kaldıktan sonra sporuna devam eden ve hamileliği gerçekleştikten kısa süre sonra ideal kilosuna geri dönen annelere özenmek yerine, tüm bu süreci kendi hayatınıza uygulayarak formda ve oldukça sağlıklı bir gebelik dönemi geçirebilirsiniz.

Hamilelikte Spor ve Egzersizin Önemi

Sorunsuz ve sağlıklı geçen gebelik döneminin her aşamasında egzersiz yapılabilir. Eğer profesyonel sporcu iseniz, gebelik döneminde size uygun antrenman programları ile egzersizlere devam edebilirsiniz. Daha sağlıklı olmak için egzersiz yapıyorduysanız veya yeni başladıysanız gebelik döneminde de devam etmenizi şiddetle öneririm. Gebelikte yapılan egzersizler;

  • Vücut kaslarınızı güçlendirir ve sıkılaştırır.
  • Vücudun kan akışını hızlandırır.
  • Gebelik döneminde kilo almak kaçınılmazdır, ancak egzersizleriniz ile birlikte ekstra kilo almanın önüne geçebilirsiniz.
  • Düzenli egzersiz ile gebelikte sıkça görülen yüksek kan şekeri, diabet riskini azaltabilirsiniz.
  • Düzenli egzersiz sindirim sistemini güçlendirerek gebelikte görülen kabızlık probleminin önüne geçer.
  • Anne adayının kendisini daha iyi, enerjik ve mutlu hissetmesine yardımcı olur, ayrıca uyku probleminin önüne geçerek daha iyi ve kaliteli uyumayı destekler.

Hamilelikte Yapılan Egzersizlerin Riskleri

Annenin alabileceği travmalar

Hipertermi ( Anne adayının vücut ısısı çok artar ve 39 derecenin üstüne çıkması bebeği olumsuz etkiler)

Hafif- orta yapılan egzersizler düşük ya da erken doğumu tetiklemez.

Hamilelikte Yapılabilecek Egzersizler

1 . Yürüyüş

Gebelikte yapılabilecek en iyi egzersizlerden biridir. Hem kolaydır hem de maliyet gerektirmez. Annede travma riski oluşturmayacağı ve anne kalp atışlarını çok artırmayacağından gebelikte en güvenli egzersiz yürüyüştür. Hele de açık havada bol oksijenli ortamlarda yapılması oldukça keyiflidir. Hamileliğiniz süresinde uygun ayakkabılar ile, hafif tempolu yürüyüşler yapabilirsiniz.

2 . Yüzme

Su içinde yapılan tüm egzersizler anne adaylarına önerilir. Suyun kaldırma kuvveti, annenin vücut ağırlığını dengelediği için herhangi bir yaralanma, sakatlanma riskini de minimuma düşürür. Ancak yüzmeden önce yine de girilen havuzun hijyen durumuna dikkat edilmeli, dar olmayan rahat bir mayo tercih edilmeli, mayo asla ıslak kalmamalı ve eğer havuzda yüzülecekse sistit ve olası enfeksiyonlar açısından dikkatli olunmalı.

3 . Yoga

Hamilelikte yoga yine tavsiye edilen egzersizlerden biridir. Alanında uzman bir eğitmen ile hamile yogası aktivitelerine katılabilirsiniz. Gebelikte yapılan yoga pelvis kaslarını, karnı ve sırtı güçlendirerek doğum kanallarını doğuma hazır hale getirir, nefes çalışmaları sayesinde bebeğe giden oksijen akımını destekler.

4 . Pilates

Yine doktor onayı ve uzman bir eğitmen ile gebelik döneminde hafif pilates egzersizleri uygulayabilirsiniz. Pilates doğumun daha rahat geçmesine yardımcı olmakla birlikte, endorfin ve serotin hormonu salgılanmasına yardımcı olarak annenin ve bebeğin kendisini daha rahat ve mutlu hissetmeni sağlar.

Hamilelikte Tavsiye Edilmeyen Egzersiz Türleri

  • Koşu
  • Bisiklet
  • Scuba Diving gibi dalış türleri
  • Kayak, paraşüt gibi adrenalin içeren sporlar

Hangi Durumlarda Egzersize Son Verilmeli?

  • Vajinal kanama
  • Düzenli ve ritmik kasık ağrıları
  • Su gelmesi
  • Yeni başlayan nefes darlığı
  • Baş Ağrısı
  • Göğüs Ağrısı
  • Baş Dönmesi

Gebelik döneminde egzersizlerinizi ihmal etmemeniz dileğiyle….

Vajinal Enfeksiyonlardan Korunma Önerileri

Her kadının hayatının belli bir döneminde karşılaştığı vajinal enfeksiyonların temelinde vajen florasının bozulması yatar. Kimi zaman basit kimi zaman ise ciddi komplikasyonlara yol açabilen vajinal enfeksiyonların önüne geçebilmek ve oluşumunu önleyebilmek için küçük önlemler almak yeterli olacaktır.

Vajinal Enfeksiyonlardan Korunma Yöntemleri

1 . Vajinal Temizlik

Tuvaletten sonra temizlik yaparken temizliğin yönü mutlaka önden arkaya doğru olmalıdır. Eğer tam tersi şekilde arkadan öne doğru temizlik yapılırsa anüsün çevresinde bulunan bakteri ve mikroplar, vajinaya taşınabilir. Bu durumda vajinal florayı bozup, enfeksiyona zemin hazırlar.

2 . Nem

Vajinal enfeksiyonlara yol açan sebeplerden bir diğeri de genital bölgenin nemli kalması. Nem başta mantar olmak üzere bazı enfeksiyonlara yol açabilir bu yüzden bu bölgeyi mümkün olduğunca kuru tutmalı, iç çamaşırı her gün değiştirilerek hijyen sağlanmalıdır.

3 . Vajinal Duş

Vajinanın içerisini basınçlı su ile yıkayarak yapılan vajinal duş, vajinal florayı bozduğundan kesinlikle önerilmemekte. Vajinal duş vajina pH’sını bozarak Laktobasilleri olumsuz etkiler. Bu da diğer bakterilen ve mantarların üremesini kolaylaştırır.

4 . Pamuklu Çamaşırlar

Sentetik iç çamaşırlar genital bölgedeki hava sirkülasyonunu engelleyerek nemi emer ve vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Bu yüzden iç çamaşırı tercihinde pamuklu, nefes alan ve nemi tutmayan ürünler kullanılmalıdır.

5 . Dar Giysiler

Özellikle dar pantolonlar her ne kadar kadınlar arasında sıkça tercih edilen modellerden biri olsa da vajinal sağlık açısından son derece sakıncalı olabilir. Uzun süre dar bir kıyafet içerisinde kalmak genital bölgenin nem oranını artırır ve vajinal enfeksiyonlara davetiye çıkarır.

6 . İrritan Maddeler

Parfümler, kremler, kokulu hijyen ürünleri, sabunlar, renkli ve kokulu tuvalet kağıtları gibi irritan maddeler genital bölge için son derece sağlıksız ürünler arasında yer alır. Bu yüzden bu tip ürünler daha sık enfeksiyona yakalanmanıza yol açarak vajinal sağlığınızı bozabilir.

7 . Prezervatif Kullanımı

Çoğu vajinal enfeksiyon cinsel ilişki sırasında kişiye geçer. Özellikle uzun süreli ve tek eşli bir ilişkiniz yoksa mutlaka cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem almak için prezervatif kullanın.
Vajinal enfeksiyonu düşündürten belirtiler hissettiğiniz an doktorunuza danışmanız, enfeksiyon komplike hale gelmeden tedavi almanız genital sağlığınız açısından önemlidir.

Yumurtalık (Over) Kanseri Nedir, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Kadınlar arasında görülen kanser türleri içerisinde en yaygın olanlardan biri olan yumurtalık kanseri,  tanısı en geç konabilen ve bu yüzden en fazla ölüme sebebiyet veren kanser türlerinden biridir. Her 100 kadından 1 ya da 2 ’sinde yumurtalık kanseri görülür ve görülen bu kanser ölüm ile sonuçlanır. Bu kadar tehlikeli olmasının sebeplerinden biri teşhis edildiğinde hastalığın çok ilerlemiş olması ve tedavi sürecinin diğer kanser türlerine göre zorlu olmasıdır. Daha çok menopoz döneminde görülen yumurtalık kanseri, her yaştan kadında ortaya çıkabilir.

Yumurtalık ( Over ) Kanseri Nedir?

Yumurtalıkların ana yapısını epitelyum hücreleri oluşturur. Bu epitelyum hücreleride kontrolsüz bir şekilde gerçekleşen bölünmeler ya da çoğalmalar yumurtalık kanserine sebep olur. Menopoz sonrasında görülen kanser türünün % 80 ‘i epitelyal dokuda oluşurken, 20 ‘li yaşın altında görülen kanserin % 60’ ında embriyonik tümörlere rastlanır.

Yumurtalık ( Over ) Kanserinin Sebepleri

  • Genetik sebepler. Aile geçmişinde meme ya da yumurtalık kanseri olan kişilerde risk daha yüksektir.
  • Yumurtlamayı artırıcı ilaç kullananlarda risk yüksektir.
  • Hiç gebe kalmamış kadınlarda risk yüksektir.
  • Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, kullanmayan kadınlara göre risk düşüktür.

Yumurtalık (Over) Kanseri Belirtileri

Over kanseri genelde kendisini belli eden bir kanser türü değildir, bu yüzden net bir belirti göstermez. Genelde belirtiler hastadan hastaya değişiklik gösterir. Genel yumurtalık kanseri belirtileri incelendiğinde; şişkinlik, karın ağrısı ve mide hastalıkları, sık sık idrara çıkma ihtiyacı, kilo kaybı, vajinal kanama, gaz veya bulantı gibi belirtilere rastlanır. Kanserin ileri safhalarında ise karında sıvı birikmesi, karında ele gelen kitle, karın şişliği, karından aşağı doğru basınç hissi, idrar ve bağırsak şikayetleri gözlenir.

Yumurtalık (Over) Kanseri Tanısı

Yumurtalık (Over) Kanseri tanısı diğer tüm kanser türleri kadar önem taşır. Düzenli yıllık rutin jinekolojik kontroller, kanserin erken teşhis edilmesinde oldukça önemlidir.

Yumurtalık Kanseri Tedavisi

Over kanserinin tedavisi, jinekolog, onkolog, radyoterapist, kemoterapist, patolog, dietisyen ve psikiyatrist gibi farklı branşlardan hekimlerin bir arada çalışmasını gerektirir. Tedavi sürecinde cerrahi ve cerrahi olmayan iki farklı yöntem uygulanır. Hastalık tanısı erken konulduğunda tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Bu yüzden yıllık jinekolojik kontrollerinizi ve muayenelerinizi düzenli bir şekilde yaptırmanızı ve takipte kalmanızı öneriririm.

Vajina Nasıl Temizlenmelidir?

Vajina temizliği kadınlar için önemli konulardan biri olmakla birlikte, oldukça kafa karıştırıcıdır. Birçok kadın vajinal temizliğin yapılması gerektiğini düşünürken, birçok kadın da bunun yanlış olduğu bilgisine sahiptir. Peki vajinal temizlik yapılmalı mıdır? Vajina temizlenmeli midir?

Vajinal Duş Nedir? 

Vajinal duş, vajina içerisini basınçlı su ya da başka bir sıvı yardımı ile yıkamaya denir. Bunun dışında kadınların vajinal temizlik yapması için özel üretilmiş parfümlü ürün  ya da ilaçlar da mevcuttur.

Vajinal Duş Sağlıklı Mıdır?

Birçok insan vajinal duş almanın hijyenik olduğunu düşünse de aslında vajinal duş sağlıklı değildir. Vajinal duş düzenli bir şekilde yapıldığında, vajinanın flora dengesini bozar. Ayrıca vajinayı yıkamak, vajinaya yeni mikroorganizmaların girmesine yol açabilir. Bu mikropların rahim ağzına, rahim ve tüplere ulaşma olasılığı ise çok yüksektir. Bu olasılık, bu bölgelerde tehlikeli enfeksiyonlara yol açar.

Düzenli yapılan vajinal duşun tehlikeli etkilerinden bir diğeri de pelvik iltihabi hastalıktır (PID) . Vajinal duş  pelvik iltihabi hastalık riskini büyük oranda artırır. Bu da uzun vadede kısırlığa ya da tedavi edilmediği durumlarda hayati tehlikelere yol açabilir.

Genital Bölge Temizliğinde İpuçları :

  • Cinsel bölgenin temizliği ile ilgili uygulanması gereken tek temizlik türü, vulva adı verilen dış bölgenin nazik bir şekilde yıkanmasıdır. Bu bölgeyi sadece su ile yıkayabileceğiniz gibi vücut şampuanları ile de yıkayabilirsiniz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken nokta, bölgeyi hassas bir şekilde fazla ovalamadan yıkamak olmalı. Aksi durumda enfeksiyonlara davetiye çıkaran küçük yırtılmalara yol açabilirsiniz.
  • Banyo yaptıktan sonra genital bölgenizi iyi bir şekilde kurulamaya dikkat edin. Genital bölgenin nemli kalması bakteri ve mantar oluşumu için zemin hazırlar.
  • Pamuklu iç çamaşırları terlemenin azalmasını, genital bölgenin nefes almasını sağlar. İç çamaşır tercihlerinizi pamuklu ürünlerden yapmaya çalışın.
  • Pantolon seçiminde sıkmayan, geniş ve rahat pantolonlar tercih etmek genital bölge sağlığını koruyacaktır.
  • Sabun, parfüm, silme mendilleri gibi ürünler genital bölge için zararlıdır. Bu tip ürünler vajinanın asit-baz dengesini bozar, yanma, kaşınma ve enfeksiyon riski oluşturur.

Vajina kendi kendisini, mukus denen bir salgı ile doğal yoldan temizleyen bir organdır. Ekstra bir temizliğe ihtiyaç duymaz. Bu yüzden duş esnasında, cinsel ilişki sonrası ya da tuvaletten sonra vajinanızın içini yıkamamaya dikkat etmenizi öneririm.

Sağlıkla kalmanız dileklerimle…